Eşi eş

Suggestions: eş eşi benzeri eski eşi eşi görülmemiş These examples may contain rude words based on your search. These examples may contain colloquial words based on your search. eş (definite accusative eşi, plural eşler) match, equal. O terliğin e ... İkinci eşi Engin Akgün ile evlendiğinde 32 yaşındaydı. ... Uraz Kaygılaroğlu, evlilik kararını nasıl verdiğini “İnsan böyle bir eş bulunca iki eli kanda olsa evlenir” diyerek anlatmıştı. Çift geçtiğimiz yıl sürpriz bir kararla anlaşmalı boşandı. Manavgat’ta Deniz Baş’ın (28) otomobilinde tüfekle öldürülmesi olayında, suçu üstlenen eşi Merve Nur (Baş) Aybey’in aksine güvenlik kamera kayıtlarından tespit edilen tutuklu sanığı D. A. (20), 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Eş durumunun net maaşa etkisi. Kamu görevlilerine, gelir elde etmeyen ve sosyal güvenlik kurumlarından aylık almayan eşlerinden dolayı aile yardımı alabiliyor. Ayrıca, eşi aktif ücretli olarak ya da bir kurumda ücret karşılığı çalışmayanlar da eş nedeniyle asgari geçim indiriminden yararlanabiliyor. Eş haberleri ve güncel gelişmeler için tıkla! Eş son dakika haberleri ve Eş haber ile ilgili video, anlık canlı gelişmeler En Son Haber'de. eşi teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı İlgili Terimler EŞİ'A (Osmanlı Dönemi) (Şuâ. C.) Şualar. Aydınlıklar Eş partner Eş (Hukuk) REFİKA Eş (Hukuk) REFİK döl eşi Etene, son, meşime eş Karı kocadan her biri, hayat arkadaşı, refik, refika: 'Kadın diye eşini bellemiş, dürüst, aile babası bir adamdır.'-

eierkuchenhdmemes

2020.01.18 11:43 EierkuchenHD eierkuchenhdmemes

Das hier ist die Reddit-Community von EierkuchenHD! Hier werden YouTube- und Servermemes gepostet.
[link]


2016.06.27 22:45 eieMichaelKirk Efficiency Is Everything

Talk to others about applying Calorie Per Dollar, Protein Per Dollar, Fun per Dollar, Factory Engineering of chores to be Efficient, and any other ways you became Life Efficient.
[link]


2016.06.23 06:30 jeremyburkhart Explain It Like I'm 5

Explain It Like I'm 5, but for individuals who believe acronyms should always include nominative case pronouns.
[link]


2020.10.18 23:05 ihatescho0l [Devam Part-II] Dünden bugüne Covid-19

[Devam Part-II] Dünden bugüne Covid-19
Bu post "Dünden bugüne Covid-19" listesinin devamıdır.
Listeye başlamadan önce ufak bir hatırlatma:
Pandemi başından beri meslek hastalığı olarak kabul edilmeyen Covid-19'un, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için siz de imza verebilirsiniz.
Covid-19 geçirmiş kişiler isterse immun plazma bağışı yapabilirler.
Herkese iyi günler! Bu listede pandemi süresince hepimizin başından geçen olayları haber sitelerinden, Youtube, Twitter veya Ekşi Sözlük'ten linklerle sıralamaya çalıştım. Linklerini vermiş olduğum hiç bir görsel veya video bana ait değildir. Eksikler olabilir fakat belirtmeniz durumunda en kısa sürede düzenleyebilirim. Bilgisayarım çöktüğü için belirli bir süre ikinci postu düzenleyemedim bu yüzden herkesten özür dilerim.
Öyleyse kaldığımız yerden devam edelim:
Covid-19'un, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için siz de imza verebilirsiniz.

Hasta ve Vaka

-29 Eylül
Murat Emir, 10 Eylül 2020 günü Turkuaz tabloda açıklanan 1.521 pozitif veri ile, Sağlık Bakanlığı'nın kendi sistemi Laboratuvar Bilgi Yönetim Sistemi'nin 29.377 pozitif verisi arasında 20 katlık bir fark olduğunu açıkladı. 28 Temmuz 2020 gününe kadar "Vaka sayısı" verilen Turkuaz tabloda 29 Temmuz 2020 itibarı ile "Hasta sayısı" verilmeye başlandı.
Kemal Memişoğlu: Şunu ayırmamız lazım hasta kliniği olan kişi, vaka ise pozitif çıkan hastalığı bulaştırma riski olan veya hastalanma riski yüksek olan insan demek. Eğer semptomunuz olursa hasta oluyorsunuz.
-Silinirse diye ek kaynaklar:
-30 Eylül
• Fahrettin Koca, Murat Emir'in iddiasını tarih belirtilmediği ve arayüz farklılığından ötürü yalanladı. Murat Emir tarihin belirtildiğini gösterdi.
Türk Tabipleri Birliği, Fahrettin Kocanın açıklaması ardından sürecin şeffaf yönetilmediğini, gerçeklerin saklandığını söyledi.
Nevşin Mengü'nün olay ile ilgili haberi.
Fahrettin Kocanın bu açıklaması dış basına da yansıdı:
-The Telegraph
-Financial Times
-1 Ekim
• Fahrettin Koca'nın iddialara yönelik tweeti. Silinmesi gibi bir durum için:
Bilelim ki, salgınla mücadele sürecinde, devletimiz, HALKININ SAĞLIĞI KADAR, ULUSAL ÇIKARLARINI DA korumaktadır. Çünkü salgın hayatın bütün alanlarını etkilemektedir. Mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri, fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp, leke aramaktan farksızdır.
İngiltere, Covid-19 vakalarının ulusal sağlık örgütlerinden farklı şekilde tanımlanmasından dolayı Türkiye'yi "seyahat koridoru" listesinden çıkardığını belirtti.
• Murat Emir, 30 Ekim 2020 Fahrettin Koca'nın konuşmasının başında kullandığı ifade ve kendisine yönlendirilen soruya verdiği cevap sonucu "6 aylık yalan rüzgarı çökmüştür" dedi.
Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yı "bilimsel kriterlere uyulmadığını itiraf etmiş oldu" diyerek istifaya davet etti.
• Türk Tabipleri birliği "Tıp biliminde Vaka ile Hasta aynı şeyi ifade eder." dedi.
• Doktor Şebnem Korur Fincancı "Vaka eşittir hasta." dedi.
-2 Ekim
• Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye Sağlık Bakanlığından açıklama beklediğini belirtti.
-3 Ekim
• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hasta verilerini uygun şekilde vermesi için çağrıda bulunan Dünya Sağlık Örgütüne teşekkür etti.
• Fatih Portakalın "Hasta - Vaka" açıklamaları üzerine özet niteliğinde videosu. Vaktiniz yoksa benim kritik bulduğum bölüm.

• "İkinci eşi alın" sözleriyle gündeme gelen Başhekim yardımcısı görevden alındı.

• Sağlık çalışanları "Adil ücret istiyoruz!" dedi.

Asistan Hekimlerin Ağır Çalışma Koşulları

-3 Ekim / 6 Ekim
Bakırköy Doktor Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Bakırköy Doktor Sadi Konuk asistan hekimler ağır çalışma koşullarının, keyfi uygulamaların düzeltilmesini istedi.
-Başka açılardan:

• Sağlık çalışanlarının 14 kat daha fazla risk altında olduğunu belirten Türk Tabipleri Birliği, “COVID-19 Meslek hastalığı kabul edilmelidir” dedi.

• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca üç aşı için insan deneylerinin ilerleyen günlerde gerçekleşeceğini belirtti. Fakat grip aşısını dahil erişimde problemler yaşayacağımıza dair iddialar var. Vaktiniz varsa ve izlemek isterseniz yayının tam linki.
-Kapatılan aşı üretim enstitülerine dair çarpıcı bir haber.

Yüz Yüze Eğitim

Yüz yüze eğitim kademeli olarak başlatıldı. Fakat Sağlık Bakanlığının yayınladığı "Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi" incelendiğinde, sınıftan Covid-19 şikayetiyle hastaneye gönderilen öğretmen veya öğrenci test sonucunun pozitif çıkması durumunda tüm sınıfın yakın temaslı kabul edilip eğitime devam edileceği, 14 gün boyunca sınıftakilerin semptomlarının gözlenip, ateşlerinin ölçüleceği belirtiliyor.
-Aynı sınıfta 14 gün içerisinde ancak birden fazla pozitif hasta çıkması durumunda sınıf öğrencileri eve gönderilerek 14 gün boyunca temaslı takibine alınacak. Yani özetle sınıftan bir Covid-19 vakası çıkması durumunda dersler devam edecek.
-Yönetmeliğin net bir şekilde açıklandığı video.
-Rehberdeki ilgili başlıklar ve sayfaları:
Aynı sınıfta eş zamanlı (14 gün içerisinde) birden fazla vaka çıkması durumunda sınıftaki tüm öğrenciler yakın temaslı olarak kabul edilir. Bu öğrenciler eve gönderilir ve 14 gün boyunca temaslı takibine alınır.
  • "88. OKULLARDA COVID-19 POZİTİF VAKA ÇIKMASI DURUMUNDA YAPILMASI GEREKEN UYGULAMALAR(Sayfa 455)"
  • "1. Bir sınıfta öğrencilerden herhangi birine COVID-19 pozitif tanısı konulması durumunda; (Sayfa 457)"
-Diğer kaynaklardan haberler:

İlk Olgu Tarihi Hakkında Şüpheli İdda

• Daha önce 29 Eylül'de Turkuaz tablo'da "Hasta - Vaka" ayrımı yapıldığını belirten Murat Emir, ülkedeki ilk Covid-19 vakasının Şubat ayında görüldüğünü belirtti. Sağlık Bakanlığı ilk hastanın 11 Mart'ta tespit edildiğini açıklarken, Sağlık Bakanı Yardımcısı Şuayip Birinci'nin imzası olan bir makalede Şubat ayında Mersin’de Covid-19 tanılı 24 kişinin tedavi altına alındığı yazıyor.
-İlgili makalenin özet kısmı haber linkinin sonunda bulunuyor, fakat makale sonrasında geri çekilmiş olmalı. Makalenin bir zamanlar var olduğuna dair başka kanıtlar:

• Sağlık Bakanlığı verileri son 1 ayda İstanbul'da sadece 1 kişinin öldüğünü iddia ediyor. Daha detaylı bir yazı Ekşi Sözlük'ten bir yazar tarafından hazırlanmış.
-Yazının kaldırılması ihtimaline karşı yazarın belirttiği bir kısım çarpıcı link:

Ekşi Sözlük yazarı Fahrettin Koca'nın birbiriyle çelişen tweetlerini derlemiş:
KİMLERE TEST YAPILACAĞI Bilim Kurulu’nun hazırladığı rehberle belirlenmiştir. Buna göre Türkiye olarak, semptomu olan kişilere test yapıyoruz. Kriteri apaçık olan bu testlerin sonuçlarını Dünya Sağlık Örgütü’ne aynı açıklıkla bildiriyoruz. Ölçüt ve sonuç DSÖ için güven vericidir.
Tweet linki
SON 3 HAFTA İÇİNDE, SALGIN TÜM TÜRKİYE’DE GERİLEDİ. 4 hafta önce ise, Ankara’da vaka sayısı İstanbul’un iki katına çıkmıştı. Şu an Ankara’da vaka sayısı, İstanbul’un yarısına inmiş durumda. Bu gelişmeyi, semptomu olmasa bile, testi pozitif olan herkesi izole ederek sağlıyoruz.
Tweet linki
Semptomu olmayanlara test yapılmıyorsa, semptom göstermese bile testi pozitif kişiler nasıl var olabilir?

15 Ekim

• Ertuğrul Özkök'ün, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile röportajında bulunan "Bu ayın 15'inden itibaren bütün rakamları açıklayıp bildireceğiz" ibaresi gündemde büyük tepki çekti. Olayın net bir özeti için.
-Diğer kaynaklar:
- Fakat 14 Ekimde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca "Yarından ittibaren açıklanan tabloda vaka ve hasta sayısını net olarak görebilecek miyiz?" sorusuna kesitsel taramalar ve saha çalışmaları sonuçlarının paylaşılacağını belirtti.
-Türk Tabipleri Birliğinin olayla ilgili 15 Ekim öncesi/15 Ekim sonrası.

• BBC Türkçe, Ankara’da yoğun bakım videosu yayınlandı.

• Prof.Dr. Kayıhan Pala 7 aylık Covid-19 pandemi sürecini değerlendirdi. Videonun tam linki.

• Recep Tayyip Erdoğan TBMM toplantısı'nda "Çoklu Baro Sistemi'nde yapıldığı gibi aynı çalışmayı Türk Tabipleri Birliği ve diğer meslek odalarında da yapmak durumundayız." dedi.
-Fox Haberin değerlendirmesi.

• Recep Tayyip Edoğan'ın üniversitelerin yüz yüze eğitime dönmesi ile ilgili açıklaması.

• Sağlık çalışanları Covid-19 ile mücadelede hayatını kaybeden 110 sağlık çalışanı için saygı duruşu ardından, verilen sözlerin yerine getirilmesini tekrar istemek zorunda kaldılar.
• Türk Tabipleri Birliği hayatını kaybeden sağlıkçıları anıp, Covid-19'un sağlıkçılar için bir meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için çağrıda bulundu.
• Sağlık çalışanları zorlu şartlarının iyileştirilmesi için mücadele ederken, aynı gün içerisinde diyanet işleri cuma hutbesinde yurt içi ve yurt dışında yapılmakta olan camiler için para istedi. Üstelik 8 bakanlığın bütçesi diyanetin gerisinde kalmışken.
-Bundan tam iki gün önce Cumhur Başkanı İbrahim Kalın “Her gün koronavirüs testi oluyoruz.” demişti.

• Dr. Kayıhan Pala'nın Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilerin şeffaflığı üzerine bir değerlendirmesi.

• Bir hasta yakını İstanbul Gaziosmanpaşa’da Aile Sağlığı Merkezi’ne saldırdı.

Açılan Sınıflarda, Açılmayanlara Göre Vaka Düşüşü

• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca "Hatta diğer sınıflara göre, başlamayan sınıflara göre, açılmayan yüz yüze eğitime göre de kısmen düşüşlerin olduğunu da biliyoruz" dedi. Nasıl olur da temassız bir şekilde ders işlenen online sınıfların, yüz yüze ders işlenen sınıflara göre olgu sayısı fazla olur?

• Türk Tabipleri Birliği, 18 Ekim günü içerisinde 5 sağlık çalışanının Covid-19 nedeniyle can verdiğini belirtti.

• Bir Ekşi Sözlük yazarı, filyasyon ekiplerinin evlerine gelmesi gerektiği halde gelmediğini, ve ailesine kontrol için verilen onay kodunu telefonla alıp, evlerine gelmiş gibi sisteme giriş yaptığını belirtti.
-Yazarın ilgili tweeti.

16 Hasta Kobay Olarak Mı Kullanıldı?

Murat Emir, 16 Hastaya bilinmeyen bir ilacın bilinmeyen bir yol ile verildiğini iddia etti.

_____________________

Sağlık bakanlığı verilerine inanmak isterdim ama bu tür başlıklar çok fazla:
* Donanımhaber'deki covid ölümlerine dair iddia.
* 14 eylül 2020 sağlık bakanlığı covid rezaleti.
* Türk Tabipleri Birliği Konsey Başkanı Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığı verilerin doğru olmadığına dair iddiası.
* Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sağlık Bakanlığının verilerinin doğru olmadığını belirtti.
* Fahrettin Koca, belirti göstermeyen ama testi pozitif çıkan vakaların günlük açıklanan tabloda yer almadığını söyledi.
*2 ekim 2020 sağlık bakanlığı rezaleti.

Hatırlatmalar:
• Pandemi öncesinde hatırı sayılır vergi affı ile borçları silinen Bir çok şirket, geçekleştirilen "Biz Bize Yeteriz" bağış kampanyasına yardım yapılmadı.
• Her yıl ek bütçe isteyen, ve pandemi süresince somut bir destek sağlamayan, hatta Ayasofya'nın açılmasıyla salgını olumsuz yönde etkileyen diyanet işleri salgın süresince fonlanmaya devam edildi. Halbuki hizmetleri hayati önem arz etmeyen diyanet işlerin ödemeleri kısılabilir, ve şuanda ek bütçeye ihtiyaç duyan temel hizmet bölümü Sağlık Bakanlığına aktarılabilirdi. Böylece sağlık çalışanlarının ekipman eksiklikleri tamamlanmış olur, atanamayan sağlıkçılar atanarak hastahanelerdeki iş yoğunluğu insani seviyeye indirilebilirdi. Ama bu insanların çabalarına değer bir maaş artış dahil gözlenmedi.
Salgın başından beri 15.09.2020'ye kadar önlenebilir sebeplerden dolayı ne yazık ki 28 sağlıkçı ihmalsizliklere kurban gitti.

Salgın öncesi veya esnasında istifa eden sağlık çalışanları için demediğini bırakmayanlar acaba asıl sorumluları da eleştirecek mi? Yoksa yine nefretinizi ölmek istemeyen, yalnızca yaşatmak isteyen sağlıkçılardan mı çıkartacaklar?
Gönderiyi sabitlediği için moderasyona çok teşekkür ederim.
submitted by ihatescho0l to svihs [link] [comments]


2020.10.01 15:14 sargibezifabrikasi Sanatçı Ekrem Ataer ve Ece Ataer bedenlerini kadavra olarak bağışladılar

Yazar, Türkolog Ece Ataer ve eşi sanatçı, yazar Ekrem Ataer hayattayken örnek bir davranışta bulunarak, bedenlerini tıp eğitimi için kadavra olarak Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı'na bağışladılar.
Hayatta iken de kendini bilim, sanat ve eğitime adayan çift, son yolculuklarında da bu misyonunu devam ettireceklerdir.Kadavra bağışını toplumsal bir kampanya haline getirmek için öncülük yapacak olan çiftin, bu onurlu bağışı ile ilgili resmi tören 05 Ekim 2020 tarihinde "Biruni Üniversitesi"nde gerçekleştirilecektir. Törene Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, rektör yardımcısı Prof. Dr. Sevim Savaşer, dekanlar, öğretim üyeleri, öğrenciler, basın, Ece-Ekrem Ataer ve vekilleri Av. İlgün Çetinbaş ve Av. Metin Çetinbaş katılacaklardır.
"Ülkemizde Kadavra Bağışı Sayısı Oldukça Az"
Hidrofil Sargı Bezi Fabrikası 0507 996 6199 Fiyatları Toptan
Sargı Bezi Fabrikası - https://sargibezifabrikasi.com/
Metronom Müzik - https://www.metronomusic.com/
Akustik Sahne İstanbul - https://akustiksahneistanbul.com/
Kemençe Kursu http://www.kemence.com.t
Kadavra bağışının organ bağışı gibi önemli olduğuna dikkat çeken Ataer çifti; "Bedenimizi ileride hayat kurtaracak öğrencilere emanet ediyoruz. Bu kararı bundan birkaç yıl önce gerçekleştirdiğimiz bir seyahat sırasında aldık. Gezimizde anatomi müzesini ziyaret etmiştik bu müzeden çok etkilendik. Sonrasında Türkiye' de beden bağışının yok denecek kadar az olduğunu tıp eğitimi için daha fazla kadavra bağışının olması gerektiğini gözlemledik. Konuyu araştırmaya başladık. Üniversitelerin büyük bölümünde öğrencilere düşen kadavra sayısının oldukça az olduğunu ve ihtiyacın oldukça fazla olduğunu öğrendik.
Kadavrasız cansız maketler üzerinde yapılan eğitimlerin yetersiz olacağını düşünerek, çift olarak kendi bedenlerimizi Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı'na bağışlamaya karar verdik.
Biz, kadavra bağışının önemine dikkat çekmek için bir adım attık. Bundan sonra yeni beden bağışları için bu hareketimizi bir sosyal sorumluk projesi olarak devam ettireceğiz." diye ifade ettiler.
"Kadavra Bağışı Eğitim İçin Büyük Önem Taşıyor"
Anatomi dersinin özellikle tıp fakültelerinin ve sağlık bilimleri fakültelerinin bazı bölümlerinin temel taşlarından olduğunu söyleyen Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel; "Öğrencilerimiz Tıp Fakültesi birinci sınıfından itibaren anatomi dersi görmeye başlıyor. Ayrıca hem Sağlık Bilimleri Fakültelerinin bazı bölümlerinde hem de sağlıkla ilgili branşlarda eğitim veren meslek yüksekokullarının bazı bölümlerinde anatomi dersi görülüyor. Bu ders, insan vücudu hakkında kitaplarda öğrenilen her bilginin ete kemiğe bürünmesiyle eş anlamlı. Dolayısıyla anatomi dersi öğrenciler için hayati önem taşıyor.
Ancak, ülkemizde anatomi derslerinde üzerinde eğitim verilen kadavraların sayısı oldukça az.Bu sebeple anatomi derslerinin işlenme yöntemi artık değişmiş durumda. Dersler, çoğunlukla maket ve simülasyon üzerinden gerçekleştiriliyor.
Uluslararası standartlar, kaliteli bir anatomi eğitimi için kadavra üzerinde en fazla 6 öğrencinin eğitim almasını öngörüyor. Ancak ülkemizde kadavra sayısının az olması sebebiyle bu sayı gittikçe yukarılara çıkıyor. Bu sebeple yapılan her bir kadavra bağışı öğrencilerimizin eğitimi için büyük önem taşıyor" diye belirtti.
Kadavra Bağışı Nasıl Yapılıyor?
Ülkemizde kadavra bağışı; Tıp fakültelerine, gönüllülerin vasiyeti ve yakınlarının onayı ile ve ayrıca devlet hastanelerinde yasal kriterleri uygun bedenlerden kadavra olabiliyor. Beden bağışı, 2238 sayılı organ ve doku nakli kanunu kapsamında yapılabiliyor. Bağış yapmak isteyenlerin, nüfus kâğıdı ile beraber bağış yapmayı istediği bir tıp fakültesi hastanesine gitmesi yeterli oluyor.Resmi işlemler anatomi anabilim dallarında yapılıyor. Kişinin beyanı bir tutanak ile imza altına alınıyor. Tutanakta bağışçı, sorumlu hekim ve 2 tanık imzası bulunması gerekiyor.
submitted by sargibezifabrikasi to u/sargibezifabrikasi [link] [comments]


2020.08.30 18:31 stonkdealer Yasak elma aşk ilişkisi kısa özet

Aga o kadar zor değil ilk başta yıldız ve zeynep var bunlar kardeş ve bursalılar,istanbulda yaşıyolar.zeynep bi şirkette çalışıyo,yıldız da sosyetenin gözde mekanlarından birinde karşılama elemanı olarak çalışıyo.oraya gelen kadınlardan biri;ender,arkadaşıyla mekanda otururken,arkadaşının yıldızı övmesi üzerine kendince bi plan kuruyo.kocasını baştan çıkarıp bi otel odasında yıldızla kocasını basıp,bunu boşanmada delil olarak göstererek tazminat almayı hedefliyo.normal bi boşanmada normalde kadınların parasal hakları olduğu halde kocası(halit)evlenirken evlilik sözleşmesi imzalattığı için;kendi bilinçli olarak ya da böyle bir durum yaşamadan ender bi para alamıyor.ender zamanında halitin evli olduğu bi dönem sekreteri olarak çalıştığında aralarında bi ilişki başlıyo ve halit o zamanki karısı olan zerrinden boşanıp enderle evleniyo.zerrinden öncede müzeyyen diye birisiyle evliymişti ve şirket o zamanlar yükselmiş.ender para alıp sevgilisiyle kaçma hayalleri kurarken bir yandan da yıldızla bu planı gerçekleştirmeye çalışıyo ama başarısız oluyo yıldız bu plandan halite bahsediyo ve halit enderden boşanıyo ender de istanbulun en fakir yerleşim yerlerinden birine gidiyo bi süre orada yaşıyo.ender ve halitin(halitin tek erkek çocuğu)olan erim bu boşanmadan olumsuz etkilendiği için psikolojisi bozulma noktasına geliyo ve ender eve geri geliyo o sırada halitle yıldız evlenmiş oluyo.erim ayrılığı kabullenene kadar yıldızla ender aynı çatıyı paylaşıyo.ender alışmış olsa da yıldız halitin diğer iki kızının tavırlarına ve onu küçük görmelerine dayanamıyo.bu hayata alışması için yardım alabileceği kişiler buluyo ve dış görünüşünü vs değiştiriyo.kardeşi zeynep de bu sırada çalıştığı şirketin yeni sahibinin dikkatini çekiyo o da alihan.ikisi bir süre beraber oluyor ama sonrasında alihan zeynepten ayrılıyo.bu ayrılığın ardından alihanın bir dargın bir barışık ilişki yürüttüğü kız lal in kardeşi ve alihanın iş ortaklarından biri olan cem 5 yaşındaki oğlu kevinle türkiyeye geliyo.şirkette bulunduğu sırada zeynep kevinle ilgileniyo ve cem zeynebe ilgi duymaya başlıyo.alihan bunu kıskanıyo ve bu durum rahatsızlığını tetikliyo.küçüklüğünde annesiyle bir başkasının yakınlaşmasına şahit olduğu için psikolojik bi rahatsızlığı var ve aynısını zeynepte yaşayacağını düşünüyor vs sonra barışıyolar bu zamanlarda yıldız birileriyle arkadaşlık etmeye başlıyor halitle çıktıkları zaman mekanda halitin bi arkadaşına denk geliyolar bu kişiyle.ama sonradan ortaya çıkan detay bu kadının halitle daha önceden ilişkisi olduğu ve kadın tekrardan halitle olmaya çalışıyor bu sebepten araları bozuluyor bu kısımlar tam aklımda kalmadı ama enderle aldatıyor halit tekrar ve yıldız bunu görünce bayılmış numarası yapıyor.daha önceden yaptığı planla doktordan kendisini hamile gibi göstermesini istiyo ve bu şekilde yürümeyen evliliğini kurtarmaya çalışıyo bu olaylardan sonra yıldızın eski kocası geliyo.18 yaşında 1 gün evli kaldığı Kemal adında biri o da evin şoförü olarak hayatlarına giriyor ve asıl kimliğini saklıyo ve yıldıza yaklaşmaya başlıyo.daha sonra bi şekilde çok zengin biri olduğu ve şirketinin olduğu ortaya çıkıyo.zehrayla beraber oluyolar yıldız bu durumu çekemiyo.bi gün yıldız kemalle kaçmaya karar verdiği sırada evine gittiğinde onların evlenmek üzere olduğunu görüyo halitte orada olduğu için neden geldiğini açıklayamıyo yalan uydurmaya hazırlanırken erim kemali arıyo ve birine çarptığını ve galiba çarptığı kişinin öldüğünü söylüyo falan evlilik erteleniyo gidiyolar.erimin çarptığı kişi yaşıyo ve bu işlere bulaşmasının nedeni olarak edindiği yeni arkadaşlarını suçluyolar.ender de oraya alihanla geliyo.bunun öncesinde alihan annesinin babasını aldattığı zaman kimle olduğunu öğreniyo ama daha doğrusu bunun halit olduğunu düşünüyo ve onu bitirmek için planlar yapıp hisse birleşmesini uygun görüyo o yüzden enderle evleniyo ender de haliti sevmediği için amaçlarına ulaşmayı hedefliyolar.bu haberi de tam zeynep alihanın evlilik teklifini kabul edeceği zaman öğreniyolar.daha sonra enderle alihan boşanıyo.zeyneple alihan birleşemiyo.yıldız akıllıca bi planla kemalden kurtuluyo.zehra ile kemal boşanıyo.yani zehra ikinci boşanmasını yaşıyo ilki enderin beraber olduğu doktor sinan.zeynep şirkette daha üst bi konuma gidiyo ve eş başkan oluyo.araba bakmak için gittiği galerinin sahibi zengin biri olan dündarla tartışıyo ve sonradan alihanı sinir etmek için onunla rol yapmaya başlıyo ama sonra gerçekten evlenme aşamasına gidiyolar.çünkü alihan hira adında ablasının beğendiği bi kızla yakınlaşıyo zeynep alihanla barışmaya gittiğinde onları görüyo.alihanın ablası zerrin,halitin de 2.eşi olan.sonra alihan onu bırakıp zeynebe dönmeye çalışıyo.dündarla zeynep evleneceği zaman zeynep düğünden kaçıp alihanı havaalanında bulmaya gidiyo.bunu öğrenen dündar sinirleniyo falan ve zorla zeynebi kaçırıyo.alihan onu bulup kurtarıyo.hira bunları hazmedemeyince mesleğini kötüye kullanıp alihanı uçakla kaçırıp uzaklara götürmeye çalışıyo ve kayboluyolar sonra bulunduğu zaman uçak,zeyneple alihan evleniyo.sonra onlar 46.bölümde amerikaya taşınma durumlarıyla diziden ayrılıyolar.yıldızla halit boşanacağı zaman yıldız hamile kalıyo ve hayatlarına şahika giriyo ve şahikanın abisi avukat kaya.enderle daha önceden beraberlermiş bu yüzden ender korkuyo.erimle ender rıhtımda otururken erim bi şey için yukarı çıktığında kimliği belirsiz biri gelip enderin kafasına bişey vurarak denize düşmesini sağlıyo ve son Bu 1. sezonu
submitted by stonkdealer to kopyamakarna2 [link] [comments]


2020.08.30 18:29 stonkdealer Yasak elma aşk ilişkisi kısa özet

Aga o kadar zor değil ilk başta yıldız ve zeynep var bunlar kardeş ve bursalılar,istanbulda yaşıyolar.zeynep bi şirkette çalışıyo,yıldız da sosyetenin gözde mekanlarından birinde karşılama elemanı olarak çalışıyo.oraya gelen kadınlardan biri;ender,arkadaşıyla mekanda otururken,arkadaşının yıldızı övmesi üzerine kendince bi plan kuruyo.kocasını baştan çıkarıp bi otel odasında yıldızla kocasını basıp,bunu boşanmada delil olarak göstererek tazminat almayı hedefliyo.normal bi boşanmada normalde kadınların parasal hakları olduğu halde kocası(halit)evlenirken evlilik sözleşmesi imzalattığı için;kendi bilinçli olarak ya da böyle bir durum yaşamadan ender bi para alamıyor.ender zamanında halitin evli olduğu bi dönem sekreteri olarak çalıştığında aralarında bi ilişki başlıyo ve halit o zamanki karısı olan zerrinden boşanıp enderle evleniyo.zerrinden öncede müzeyyen diye birisiyle evliymişti ve şirket o zamanlar yükselmiş.ender para alıp sevgilisiyle kaçma hayalleri kurarken bir yandan da yıldızla bu planı gerçekleştirmeye çalışıyo ama başarısız oluyo yıldız bu plandan halite bahsediyo ve halit enderden boşanıyo ender de istanbulun en fakir yerleşim yerlerinden birine gidiyo bi süre orada yaşıyo.ender ve halitin(halitin tek erkek çocuğu)olan erim bu boşanmadan olumsuz etkilendiği için psikolojisi bozulma noktasına geliyo ve ender eve geri geliyo o sırada halitle yıldız evlenmiş oluyo.erim ayrılığı kabullenene kadar yıldızla ender aynı çatıyı paylaşıyo.ender alışmış olsa da yıldız halitin diğer iki kızının tavırlarına ve onu küçük görmelerine dayanamıyo.bu hayata alışması için yardım alabileceği kişiler buluyo ve dış görünüşünü vs değiştiriyo.kardeşi zeynep de bu sırada çalıştığı şirketin yeni sahibinin dikkatini çekiyo o da alihan.ikisi bir süre beraber oluyor ama sonrasında alihan zeynepten ayrılıyo.bu ayrılığın ardından alihanın bir dargın bir barışık ilişki yürüttüğü kız lal in kardeşi ve alihanın iş ortaklarından biri olan cem 5 yaşındaki oğlu kevinle türkiyeye geliyo.şirkette bulunduğu sırada zeynep kevinle ilgileniyo ve cem zeynebe ilgi duymaya başlıyo.alihan bunu kıskanıyo ve bu durum rahatsızlığını tetikliyo.küçüklüğünde annesiyle bir başkasının yakınlaşmasına şahit olduğu için psikolojik bi rahatsızlığı var ve aynısını zeynepte yaşayacağını düşünüyor vs sonra barışıyolar bu zamanlarda yıldız birileriyle arkadaşlık etmeye başlıyor halitle çıktıkları zaman mekanda halitin bi arkadaşına denk geliyolar bu kişiyle.ama sonradan ortaya çıkan detay bu kadının halitle daha önceden ilişkisi olduğu ve kadın tekrardan halitle olmaya çalışıyor bu sebepten araları bozuluyor bu kısımlar tam aklımda kalmadı ama enderle aldatıyor halit tekrar ve yıldız bunu görünce bayılmış numarası yapıyor.daha önceden yaptığı planla doktordan kendisini hamile gibi göstermesini istiyo ve bu şekilde yürümeyen evliliğini kurtarmaya çalışıyo bu olaylardan sonra yıldızın eski kocası geliyo.18 yaşında 1 gün evli kaldığı Kemal adında biri o da evin şoförü olarak hayatlarına giriyor ve asıl kimliğini saklıyo ve yıldıza yaklaşmaya başlıyo.daha sonra bi şekilde çok zengin biri olduğu ve şirketinin olduğu ortaya çıkıyo.zehrayla beraber oluyolar yıldız bu durumu çekemiyo.bi gün yıldız kemalle kaçmaya karar verdiği sırada evine gittiğinde onların evlenmek üzere olduğunu görüyo halitte orada olduğu için neden geldiğini açıklayamıyo yalan uydurmaya hazırlanırken erim kemali arıyo ve birine çarptığını ve galiba çarptığı kişinin öldüğünü söylüyo falan evlilik erteleniyo gidiyolar.erimin çarptığı kişi yaşıyo ve bu işlere bulaşmasının nedeni olarak edindiği yeni arkadaşlarını suçluyolar.ender de oraya alihanla geliyo.bunun öncesinde alihan annesinin babasını aldattığı zaman kimle olduğunu öğreniyo ama daha doğrusu bunun halit olduğunu düşünüyo ve onu bitirmek için planlar yapıp hisse birleşmesini uygun görüyo o yüzden enderle evleniyo ender de haliti sevmediği için amaçlarına ulaşmayı hedefliyolar.bu haberi de tam zeynep alihanın evlilik teklifini kabul edeceği zaman öğreniyolar.daha sonra enderle alihan boşanıyo.zeyneple alihan birleşemiyo.yıldız akıllıca bi planla kemalden kurtuluyo.zehra ile kemal boşanıyo.yani zehra ikinci boşanmasını yaşıyo ilki enderin beraber olduğu doktor sinan.zeynep şirkette daha üst bi konuma gidiyo ve eş başkan oluyo.araba bakmak için gittiği galerinin sahibi zengin biri olan dündarla tartışıyo ve sonradan alihanı sinir etmek için onunla rol yapmaya başlıyo ama sonra gerçekten evlenme aşamasına gidiyolar.çünkü alihan hira adında ablasının beğendiği bi kızla yakınlaşıyo zeynep alihanla barışmaya gittiğinde onları görüyo.alihanın ablası zerrin,halitin de 2.eşi olan.sonra alihan onu bırakıp zeynebe dönmeye çalışıyo.dündarla zeynep evleneceği zaman zeynep düğünden kaçıp alihanı havaalanında bulmaya gidiyo.bunu öğrenen dündar sinirleniyo falan ve zorla zeynebi kaçırıyo.alihan onu bulup kurtarıyo.hira bunları hazmedemeyince mesleğini kötüye kullanıp alihanı uçakla kaçırıp uzaklara götürmeye çalışıyo ve kayboluyolar sonra bulunduğu zaman uçak,zeyneple alihan evleniyo.sonra onlar 46.bölümde amerikaya taşınma durumlarıyla diziden ayrılıyolar.yıldızla halit boşanacağı zaman yıldız hamile kalıyo ve hayatlarına şahika giriyo ve
şahikanın abisi avukat kaya.enderle daha önceden beraberlermiş bu yüzden ender korkuyo.erimle ender rıhtımda otururken erim bi şey için yukarı çıktığında kimliği belirsiz biri gelip enderin kafasına bişey vurarak denize düşmesini sağlıyo ve son Bu 1. sezonu
submitted by stonkdealer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.16 19:41 memegeneral25 Bilal Erdoğan'la Ahlat Köşkü'nü Gezen Nagehan Alçı: 'Son Derece Mütevazı Buldum, Saray Şatafatından Eser Yok'

"Ahlat’taki Külliye Van Gölü’nün üzerinde müthiş bir konumda yer alıyor. Çok büyük algısı yaratmayan ama etkileyici bir yapı. İçeri girince bir koridor ve hemen arkasında insanın nefesini kesen bir göl manzarasına açılan bir teras… Yanlış anlaşılmasın, nefes kesen bir ihtişamdan bahsetmiyorum. Aksine sade, bilinçli bir tevazunun hakim olduğu bir yapı görkemini tabiattan alan bir güzelliğe açılıyor. Masmavi suları ile ışıl ışıl Van Gölü ayaklarınızın altında… İnsanın tüylerinin ürpermemesi imkansız… Terasın sütunlarına Selçuklu mezar taşlarının iki replikası konmuş. Aşağı inince büyük sergi ve toplantı salonu çıkıyor karşınıza. Karşılıklı duvarlar tarihteki Türk devletlerini simgeleyen kapılara açılıyor. Kapıların arkasında her bir devlet için sembolik birer bölüm olacakmış. Salon ise müze ve etkinlik alanı olarak kullanılacak. Oradan çektiğim videoyu buraya koyuyorum… Müze ve konferans salonu.
"Saray şatafatından eser yok"
Gelelim Cumhurbaşkanının konaklayacağı bölüme… Binanın iki farklı konumunda birbirine eş iki ünite hazırlanmış. Biri Cumhurbaşkanı ve ailesi, diğeri de konuk bir devlet başkanı geldiğinde ağırlamak için. Sade ama şık bir daire denebilecek bir alan burası. Bir saray şatafatından ve gösterişten eser yok. İnce uzun bir hol önce dar bir mutfağa açılıyor. Ardından küçük, herhangi bir suit otel odasında görebileceğiniz bir oturma odası. Onun yanında iki küçük yatak odası ve en uçta Cumhurbaşkanı ve eşi için hazırlanan ana yatak odası… Çarşaflar ve yastıklar bile konmuş. 25 Ağustos’ta Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan burada konaklayacak. Fotoğrafları görüyorsunuz…
"Kesinlikle doğru karar"
Bir abartı ya da gösterişten bahsetmek mümkün değil… Ben son derece mütevazı buldum Ahlat’taki binayı… Büyük şair Yahya Kemal’in tabiriyle ihtişamı sadeliğinde mahfuz bir eser bu. Peki Ahlat’ta bir Külliye gerekli miydi? Bu fuzuli bir kamu harcaması değil mi? Açıkçası bu seyahate çıkarken ben de kendime bu soruyu soruyordum ve olumsuz cevap verme eğilimindeydim. Gördüklerimden sonra çok net olarak şunu söyleyebilirim: Buraya böyle bir devlet konuk evi inşa etmek kesinlikle doğru karar."
Ne kadara mal oldu?
Köşkü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imam hatip lisesinden arkadaşı Hasan Gürsoy’un Güryapı Taahhüt Şirketi yapmıştı.
30 milyon TL'ye yapılması planlanan yapının maliyetinin 100 milyon TL'nin üstüne çıktığı haberleri basına yansımıştı.
submitted by memegeneral25 to politicsturkey [link] [comments]


2020.06.15 21:35 snowieez Feanor ve Fingolfin Kimdir?

Feanor ve Fingolfin Kimdir?
En baştan uyarayım, biraz fazla uzun bir yazı. Feanor ve Fingolfin olmak üzere iki parta ayrılıyor. :D Bu ve Orta Dünya ile alakalı diğer yazılarım için uzun zaman önce açtığım bloğa bakabilirsiniz. İsteyenlere link; http://middle-earthh.blogspot.com/2015/02/feanor-ve-fingolfin.html

Feanor

Feanor

Feanor, Ağaçların Çağında Valinor’da Tirion kentinde doğmuştur. Babası Noldor’un Kralı Finwe, annesi ise Serinde Miriel’dir. Annesi Miriel, Feanor doğduktan hemen sonra ruhu bedeninden ayrılmıştır, çünkü bütün gücünü ve kudretini oğlu Feanor’a geçirmiştir. Böylece doğmuştur Noldor’un en kudretlisi, Valinor’un altın ışıkları içinde.. Diğer ismi (babasının verdiği isim), Curufinwe’dir.
Miriel doğumdan sonra bedeni kötü duruma gelince, Finwe Manwe’nin huzuruna çıkıp ondan nasihat istemiş, o da Miriel’i Lorien’de Irmo’nun bakımına vermiş ve orada uykuya dalmış Miriel. Bedeni uyur gözükmüş fakat ruhu bedeninden ayrılıp çoktan Mandos'un Salonlarına gitmiş ve bir daha hiç dönmemiş. Finwe bu duruma çok üzülmüş, sık sık Lorien’e onu ziyarete gitmiş fakat o bir daha hiç uyanmamış, bir süre sonrada Finwe bir daha Lorien’e gitmemiş. Sonra Finwe tüm sevgisini oğlu Feanor’a vermiş, Feanor’un içinde tutuşan gizli bir alev varmış gibi hızla büyümüş. Uzun boylu, güzel yüzlü, iradesi güçlü, gözleri delip geçercesine parlak, saçları kuzguni siyahmış; tüm hedeflerini hırsla ve yolundan dönmeden kovalamaktaymış.
O zamanlar ve sonrasında Noldor arasında aklı en kurnaz, eli en becerikli olan oymuş, Gençlik döneminde bilge Rumil’in eserini geliştirerek Eldar’ın sürekli kullanacağı harfleri tasarlamıştır. Ayrıca değerli taşların oldukları hallerden nasıl daha büyük ve daha parlak olabileceklerini ilk o keşfetmiş.

https://preview.redd.it/ojegavwik4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=21156a67a1266aa7ce75f0bd48b1ac0399d51581
Feanor daha sonraları, Noldor arasında Aule’nin en sevdiği Mahtar isimli ulu bir demircinin kızı olan Nerdanel ile evlenmiştir. Feanor ve Nerdanel’in yedi çocuğu olmuştur. Bunlar; Uzun Maedhros, sesi ülkenin ve denizlerin ötesinden duyulan güçlü şarkıcı Maglor, kumral Celegorm, esmer Caranthir, babasının el becerisinin çoğunu miras almış olan becerikli Curufin, huyları ve yüzleri birbirlerine benzeyen en küçükler olan ikiz Amrod ve Amras'tır.
Finwe, karısı Miriel’in ölümünden sonra tekrar evlenmiştir. İkinci eşi bir Vanyar Elfi olan İndis’tir. Finwe ile İndis’in daha sonraki günlerde; Finarfin ve Fingolfin isimli iki çocukları daha olmuştur. Kardeşler içerisinde dil ve el becerisinde en kudretlileri Feanor’du, ruhu bir alev gibi yanıyordu. Fingolfin ise en güçlü, en metin ve en cesur olanlarıydı. Finarfin ise en iyi, yüreği en bilge olandı.

https://preview.redd.it/tlyesnhjk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=4f32cf7f6c4a4ca6c812ce2c686cc80b72bb35b4
Feanor’un annesine düşkünlüğü yüzünden, İndis ve oğulları Fingolfin ve Finarfin’e kin duymaktaydı, içlerinde en çokta Fingolfin’i sevmezdi, çocukluklarında bile onlarla sürekli bir rekabet içindeydi. Sürekli başı dik gezerdi ve kendisini kardeşlerinden daha üstün görürdü ve belki de öyleydi, fakat böyle düşünmesi bile onun kalbini daha da köreltmekteydi…
Bütün bu olaylar gelişirken Melkor’un cezası sonuna geldi ve Mandos’un Zindan’larından çıkartılarak tekrar Manwe’nin huzuruna çıkartıldı. Bütün Valar ve Maiar ordalardı, Eldar’ın da çoğu oradaydı. Melkor affedildi ve Valmar sınırlarında yaşamasına izin verildi. Lakin Ulmo ve Tulkas ona aldanmadılar.
Feanor’un düşüncelerinde yeni bir fikir oluşmaktaydı. Ağaçların ışığının nasıl korunabileceğini düşündü uzun bir süre. Sonra uzun ve gizli bir işe girişti, tüm ilmini ve ince hünerlerini bir araya getirdi; her şeyin sonunda Silmaril’leri yarattı. Üç büyük mücevher şeklindeydiler. Arda Krallığında ona zarar verebilecek hiçbir güç yoktu. Feanor, Mücevherlerin iç ateşini Valinor Ağaçları’nın uyumlu ışığından yaratmıştı. Silmaril’ler böylece canlı varlıklar haline gelmişlerdi. Herkes Feanor’un eserlerinin önünde şaşkınlık içinde kaldı. Varda, Silmarilleri Kutsadı; içinde kötülük olan hiçbir kimse onlara el süremesin diye büyüledi. Feanor, taşları Valar’ın korumasına bırakmadı, çünkü onları o kadar çok seviyordu ki, kimselere güvenemezdi. Bu yüzden onları Tirion’da ki Hazine odasının derinliklerine kapattı, babası ve oğulları haricinde kimsenin görmesine izin vermedi.
https://preview.redd.it/m2ryv2vjk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=179407ad3b01f365d4918f32213df17e91eb8230
Feanor ve Silmariller

Feanor ve Silmariller

Melkor’da Feanor’un yarattığı Üç Taş’ı yakından izlemişti ve içinde onlara karşı bir istek ve hırs oluşmuştu. Melkor, Silmaril’leri istiyordu... Böylece işe koyuldu ve Valar’ı Eldar’a kötülemeye çalıştı, başlarda ufak yalanlarla, sonra ise büyük iftiralarla. Noldor’u hiç sevmedi ve onlara; Valar’ın onları Aman’a hapsettiğini ve Orta Dünya’yı onlardan esirgediklerini söylüyordu. Noldor bu sözlere pek aldırmasa da yine de etkilendi. Feanor’da duydu bu sözleri, içinde özgür olmak ve başka topraklara gitme hissi daha da ateşlendi. Dahası Melkor, Noldor’u da kendi içinde düşürmeye çalıştı, Feanor ile İndis’in oğullarının arasını açtı. Sonunda Melkor başarılı oldu ve Valinor’un parlak günlerinin sonunu getirdi; Feanor artık açık açık özgür olacağını, dış dünyaya, Orta Dünya’ya göç edeceğini ve eğer gelirlerse Noldor’u da esaretten kurtaracağını söylüyordu ve Valar’ın hükmüne karşı çıkıyordu. Fingolfin, Feanor’un kendini sanki bir kralmış gibi görmesinden rahatsız olmuş ve bu konuyu babası ile konuşmak için Tirion’un sarayına gitmiş, Feanor onu orada görmüş ve kendisini babasına kötülediğini düşünerek olaya girmiştir. Bu durum üzerine Fingolfin hiçbir kelime etmeden saraydan ayrılmıştır. Feanor onu takip edip dışarıda onu sıkıştırmış ve kılıcını çekip tehtid etmiştir. Bunun sonucunda Valar, Feanor’u huzurlarına çağırdı. Sonunda her şey açığa çıktı ve Melkor suçlandı, Tulkas derhal ayrılarak Melkor’u aramaya gitti. Lakin bu Feanor’un suçunu hafifletmedi. Feanor 12 yıllık bir sürgüne mahkum edildi. Bu sürgüne babası da onunla geldi. Ayrıca yedi çocuğu da onunla birlikte gitti. Bu süre içinde Fingolfin, Tirion’da ki Noldor’u yönetti.
Sürgün bitti ve Feanor ve maiyeti Formenos’a geri döndü. Bir süre sonra Melkor açık açık Formenos’a gelerek Feanor'la konuştu. Fakat Feanor onu evinden kovdu. Melkor bir süre kimselere gözükmedi. Valar dostluk için bir divan daha topladı ve bütün Eldar’ı çağırdı. Birçok kişi geldi, gelenler arasında Feanor ve Fingolfin’de vardı. Finwe, Formenos’da kalmıştı. Divan sırasında Fingolfin ve Feanor’a barışmaları emredildi ve Fingolfin, Feanor’un çizdiği yoldan gitmeye yemin etti. Bu divan sürerken Melkor, Ungoliant isimli bir başka güç ile iki ağaca saldırmış ve ışıklarını söndürmüştü. Haber Manwe’nin divanına ulaştı, inanılmaz bir kargaşa çıktı, Tulkas ve Orome hemen ayrıldılar. Ağaçların yanına gittiler, hemen arkalarında da birçok Eldar geliyordu fakat ışık sönmüştü, Melkor orada yoktu. Eldar ve Valar ağaçların yanındayken Melkor ve Ungoliant Formenos’a gittiler ve kapıları kırıp içeri girdiler, orada kral Finwe önlerine dikildi. Melkor tek bir hamlede Finwe’yi öldürüp cansız bedenini yere serdi. Ardından hızla hazine odasına gidip tüm hazineleri ve Silmariller’in olduğu sandığı da alarak kuzeye doğru kaçtılar oradan Helcaraxe geçitlerine gittiler ve Orta Dünya topraklarına girdiler. Formenos’taki olaylar bir yıldırım gibi ulaştı Valar'a ve Noldor’a. Feanor ve Fingolfin acı içinde ağladılar. Tam o sırada Feanor intikam için yemin etti ve her nereye giderse gitsin Melkor’u takip edeceğini ve Silmarilleri ondan alacağını söyledi.
…ve böylece başladı orta dünyaya yolculuk, Feanor Tirion meydanında konuştu ve halkının büyük bir kısmını ikna etti, Fingolfin de yemini üzerine, Feanor ile gideceğini açıkladı ve birçok Noldor yolculuğa çıktı, Finarfin ve onun isteğini dinleyen Noldor da gideceklerdi. Yolculuk başladı Alqualonde limanlarına vardılar orada Teleri’den yardım istediler, fakat Teleri yardım etmeyi reddetti. Feanor ve çocukları Teleriyle savaştı. Bu savaş ilerde “Kardeş Katliamı” olarak adlandırıldı. Fakat Fingolfin geriden geldiği için savaşmadı. Bu savaşın sonunda Mandos gökte belirdi ve hükmünü açıkladı; Noldor lanetlemişti, bu yolculuk onların sonu olacaktı. Fakat Feanor vazgeçmedi gemileri aldı, Fingolfin’de devam etmek zorundaydı. Fakat Finarfin ve halkı gitmekten vazgeçtiler ve Tirion’a geri döndüler. Feanor limandan gemilerle Ayrıldı fakat Fingolfin’e ve halkına ihanet etti ve onları gemilere aldırmadı. Fingolfin Feanor’a kızdı ve ne olursa olsun dönmeyeceklerini açıkladı ve Helcaraxe geçidine yöneldiler, bir çok Noldor öldü.
Feanor, Beleriand’a girdi ve savaş için hazırlandı, Angband’a öncüler yollayıp gözetletti. Ve Noldor’un Beleriand’daki ilk savaşı başladı, bu savaşa “Dagor-nuin-giliath” anlamı ise “Yıldızların Altındaki Savaş”tır. Elfler büyük bir zafer kazandılar,savaşın bitmesine yakın Feanor, hırslanıp yanında birkaç arkadaşı ile birlikte Angband'ın kapısına kadar at sürmüştür, pusuda yatmış olan Balrog’lar bir anda ortaya çıkarak grubu çember içine almıştır, uzun süre mücadele eden Feanor en sonunda aldığı yaraların sonucunda zayıf düşmüş ve bedeni Balrogların efendisi Gothmog tarafından yere çarpılmıştır, tam bu sırada yetişen oğulları babalarının yardımına gelmiş onu kurtarmışlardır, ama en büyük oğul Maedhros, Morgoth'a esir düşmüştür. Geri dönüş yolunda Feanor öleceğini anlayıp oğullarına durmalarını emretmiştir. Son sözleri ise, ne olursa olsun Morgoth’un peşini bırakmamaları ve ne pahasına olursa olsun Silmarilleri geri almaları üzerine olmuştur.
Feanor acı içinde ölmüştür, ruhunun alevi oracıkta bedenini küle çevirmiştir. Geriye ise hiçbir şey kalmamıştır. Noldor’un en kudretlisi de Arda topraklarına böylece veda etmiştir…

https://preview.redd.it/yibvltdqk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=af62b196aceb14ab414a3aa4a93a6069915b6edc
Feanor iyi-kötü bir çok şey yapmıştır, Feanor olmasaydı Eldar'ın en güçlü halkı Noldor'un tarihi, hatta Orta Dünya'nın tarihi bu kadar uzun olmazdı... Her şey bittiğinde Eldar kulaklarında Feanor'un sözleri hep çınladı ve kararan Valinor'un simgesi hiç kaybolmadı gözlerinden. İşte Feanor'un binlerce yıl geçmesine rağmen hafızalardan silinmeyen sözleri;
"Neden, Ey Noldor halkı, neden bizi koruyamayan, hatta kendi topraklarını bile Düşman'ına karşı koruyamayan kıskanç Valar'a hizmet edelim? O, düşmanları olduğu halde, akrabaları değilmi? İntikam, bu yüzden beni çağırdı, ama öyle olsa bile, bundan sonra babamın katili ve hazinemin hırsızının akrabalarıyla aynı topraklar üzerinde yaşamayacağım. Bu cesur halk arasındaki tek cesur ben değilim. Hepiniz kralınızı kaybetmediniz mi? Kaybedecek daha neyiniz var ki dağlar ve deniz arasındaki bu dar toprağa takılıyorsunuz? Bir zamanlarda Valar'ın Orta Dünya'dan esirgediği ışık vardı ama şimdi karanlık her yere yayıldı. Pusun tacizine uğrayan ve nankör denize boşuna göz yaşı döken gölgelenmiş bir halk olarak sonsuza dek burada kıpırdamadan yas mı tutacağız? Yoksa yurdumuza mı döneceğiz? Özgür halkın yürüdüğü Cuivienen'de, bulutsuz yıldızların altında tatlı sular akıyor, geniş toprakları etrafa uzanıyor. Hepsi orada, delilik ederek terk ettiğimiz her şey orada hala bizi bekliyor. Gelin dönelim! Bırakın bu şehri korkaklar korusun."
Noldor'un hatırladığı başka bir şey daha vardı, hatıraları canlandıkça hala acı içinde ağlarlar.

Mandos'un kehaneti
"Sayısız gözyaşı dökeceksiniz. Valar, Valinor'u size karşı kapatacak ve sizi dışarıda bırakacak, böylece ağıtınızın yankısı bile dağları aşamayacak. Valar'ın gazabı Batı'dan Doğu'nun en ucuna dek Feanor Hanedanı üzerine yayılacak, onları izleyenlerinde üzerine yayılacak. Yeminleri onları sürükleyecek, onlara ihanet edecek. İyi başlayan herşey kötü bitecek; Akrabanın akrabaya ihanetiyle, ihanete uğrama korkusu doğacak. Onlar sonsuza dek mahrum edilenler olacak.
"Siz haksız bir şekilde akrabalarınızın kanını döktünüz, Aman topraklarını lekelediniz. Kana karşı kan vereceksiniz ve Aman'ın ötesinde Ölüm'ün gölgesinde yaşaycaksınız. Bunun için Eru sizin Ea'da ölmemenize karar verdi; ve hiçbir hastalık sizi ele geçiremeyecek ama katledilebilirsiniz ve katledileceksiniz: silahla, işkenceyle ve kederle; sonra yurtsuz ruhlarınız Mandos'a gelecek. Orada bedenlerinizi özleyerek bekleyeceksiniz ve katlettikleriniz gelip sizin için yalvarırlarsa biraz merhamet bulabileceksiniz. Orta Dünya'da kalıp Mandos'a dönmeyenler, büyük bir yük taşıyormuşçasına bitkinleşecekler, gittikçe solacaklar ve arkalarından gelecek daha genç ırkın önünde pişmanlık gölgeleri olacaklar. Valar konuştu"
... işte böyle son bulur Noldor'un yazgısı...
https://preview.redd.it/h35aj6tqk4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=8cae07d7951c9653eaab65e365ecd81c7ec963b6

Fingolfin

Fingolfin

Noldor’un kralı Finwë idi. Finwë’nin oğulları ise Fëanor ve Fingolfin ve Finarfin; yalnız Fëanor’un annesi Serinde Miriel iken, Fingolfin ile Finarfin’in anaları Vanyar soyundan Indis idi.
Eşi göçüp gittikten sonra, vakti saati gelince Güzel Indis’i aldı Finwë ikinci eşi olarak.
Babasının düğününü hiç de hoş karşılamadı Fëanor ve ne Indis'e, ne de oğulları Fingolfin ve Finarfin’e içten bir sevgi besledi.
Fëanor, dilinde de elinin becerisinde de en kudretli olandı ve kardeşlerinden üstündü, ruhu tutuşmuş, alev alev yanıyordu. Fingolfin en güçlü, en sebatkar ve gözü pek olanlarıydı. Finarfin ise en adil, yüreği en bilge olandı; sonraları Olwë’nin oğulları, yeni Teleri’nin efendileri ile dost oldu ve Olwë’nin kızı, Alqualonde’nin kuğu-bakiresi Eärwen’i eş olarak aldı.

https://preview.redd.it/zfmgkfnfl4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=50fa52d99013d2f56aea2c039e7df37b601720a2
Fingolfin’in oğulları, sonradan dünyanın kuzeyinde Noldor’un başına geçen Fingon, Gondolin’in efendisi Turgon idi, kız kardeşleri Ak Aradhel’di. Eldar’da geçen yıllarında henüz ağabeylerinden küçüktü, fakat sonradan serpilip güzelleşti ve uzayıp güçlendi; ormanda ata binip avlanmayı çok sevdi. Genellikle akrabaları Fëanor’un oğulları ile birlikteydi, fakat hiçbirine kaptırmadı yüreğini. Saçları koyu, teni solgun olduğu ve gümüş rengi ile beyazdan başka renkte kıyafet giymediği için Ar-Feinel, yani Noldor’un Ak Hanımı derlerdi ona.
Aman’da herkesin saygı ile önlerinde eğildiği Finwë’nin büyük oğulları Fëanor ve Fingolfin yüce prenslerdi, fakat şimdi sahip oldukları haklar ve mal mülk yüzünden kibre ve kıskançlığa kapılıp gitmişlerdi. Ardından Melkor, Eldamar’da ortalığa yalanlar yaydı ve Fëanor’un kulağına şu dedikodu ulaştı: Güya Fingolfin ve oğulları, Finwë’nin ve büyük oğlu Fëanor’un hakimiyetine el koymak ve onların yerine geçmek için entrikalar hazırlıyorlardı; Valar’ın da izniyle oluyordu tüm bunlar, çünkü Silmariller kendi korumalarına bırakılmayıp da Tirion’da tutuldukları için onlar da hoşnutsuzlardı. Fingolfin ve Finarfin’e ise şu sözler söylendi: “Aman dikkat! Miriel’in kibirli oğlunun, Indis’in oğullarına karşı sevgisi daima kıt olmuştur. Şimdi büyüyüp güçlendi ve babasını kendi tarafına çekti. Çok geçmez, en yakın zamanda sizi Tuna’dan ötelere sürecektir!”
Işte böylece Melkor yalanlar ve çirkin dedikodular ve yanlış öğütlerle Noldor’un yüreklerinde bir çatışma ateşi yaktı ve onların kavgası sonunda Valinor’un parlak günleri sona erdi; eski ihtişamının akşamı gelip çattı.
Çünkü Fëanor, Valinor’dan ayrılıp dünyaya yeniden dönebileceğini ve onun peşinden gittikleri taktirde Noldor’u esaretten kurtarabileceğini haykırarak, Valar’a karşı alenen isyankar sözler etmeye başladı.
Ardından Tirion’da müthiş bir huzursuzluk baş gösterdi ve Finwë sıkıntıya düşüp tüm reislerini divana çağırdı. Fakat Fingolfin hışımla evine gelerek karşısında dikildi ve şunu söyledi:
“Kralım ve babam, pek yerinde bir biçimde Ateşin Ruhu adını almış kardeşimiz Curufinwë’nin kibrini zapt etmeyecek misiniz? O kim alıyor da, kral kendisiymiş gibi halkımız adına konuşuyor? Uzun süre evvel Quendi’nin karşısına geçip, Valar’ın Aman’a gelmemiz için yaptığı çağrıyı kabul etmelerini emreden sizdiniz. Orta Dünya’nın tehlikeleri içinden Eldamar’ın ışığına doğru uzanan zorlu yol boyunca Noldor’u sürükleyen sizdiniz Şimdi eğer bundan pişmanlık duymuyorsanız, en azından iki oğlunuzu sözlerinizle ödüllendirmeniz lazım geliyor.”
Ama Fingolfin daha sözlerini tamamlamadan Fëanor koca koca adımlarla odaya girdi; tepeden tırnağa silahlıydı: “Işte böyle, tam da tahmin ettiğim gibi,” dedi. “Üvey kardeşim, her meselede olduğu gibi bunda da babamı yanına alıp, önüme geçecektir.” Sonra Fingolfin’e dönüp kılıcını çekti ve bağırdı: “Çekil git karşımdan ve ait olduğun yere dön!”
Fingolfin, Finwë’nin önünde eğildi ve Fëanor’a bir laf yahut tek bir bakış bile atmadan, odadan çıkıp gitti. Ama Fëanor peşi sıra çıktı ve kralın evinin kapısında yolunu kesip parlak kılıcının ucunu Fingolfin’in göğsüne dayayıverdi.
“Bak üvey kardeşim! Bu kılıcın ucu senin dilinden keskindir. Yerimi ve babamın sevgisini de zorla elimden almayı hele bir dene; o vakit belki Noldor halkı, esirlerin efendisi olmaya hevesli birinden kurtulur!”
Finwë’nin evi Mindon’un dibindeki büyük meydanda bulunduğu için, bu sözler pek çok kişinin kulağına gitti, fakat Fingolfin yine cevap vermedi ve kalabalığın içinden sessizce geçip kardeşi Finarfin’i aramaya gitti.
Esasında Noldor arasındaki huzursuzluk Valar’dan gizlenmemişti, ama bu huzursuzluğun tohumları karanlıkta ekilmişti; bu yüzden, tüm Noldor kibre bulandıkları halde, inadı ve küstahlığıyla meşhur Fëanor, onlar aleyhinde sözler söylediği için hoşnutsuzluğun elebaşı diye bellendi. Ve Manwë kederlense bile yalnızca olanları izledi ve tek söz söylemedi. Valar, Eldar’ı topraklarında kalmakta ve gitmekte hür olmaları şartıyla getirmişlerdi; ayrılışları çılgınlık olarak görseler bile onları yollarından döndüremezlerdi. Fakat artık Fëanor’un yaptıklarının göz yumulur hali kalmamıştı, Valar öfkelenmiş ve yılmışlardı; ettiği lafların ve giriştiği işlerin hesabını versin diye Valmar’ın kapısında huzurlarına çıkmaya çağırdılar onu. Bu meseleye karışan ya da bir şeyler bilen diğer herkes de çağrıldı ve Hüküm Çemberi’nde Mandos’un huzurunda duran Fëanor’a sorulan tüm soruları cevaplaması emredildi. Nihayet meselenin ötesi berisi açıklığa kavuştu ve Melkor’un başlarına açtığı bela ortaya döküldü; bunun üzerine Tulkas derhal divanı terk etti ve onu tekrar yargılanması için getirmeyi gitti. Fakat Fëanor suçsuz ve günahsız bulunmadı, çünkü Valinor’un huzurunu bozup, soyundan gelene kılıç çekmişti ve Mandos ona hitaben şöyle söyledi:
"Esaretten bahsediyordun. Eğer esaretse bu, kaçıp gidemezsin, çünkü Manwë yalnız Aman’ın değil, tüm Arda diyarının kralıdır. Ve senin bu yaptıkların ister Aman’da ister başka yerde, meşru değildir. Bu yüzden işte bu hükme uğradın: On iki yıl boyunca, tehdidin ağzından çıktığı yerden, Tirion’dan ayrı kalacaksın. Bu süre zarfında düşün taşın, kim olduğunu, ne olduğunu hatırla. Diğerleri de seni affederler ise, o vakitten sonra bu mesele kapanıp nihayete kavuşmuş olacak.”
Sonra Fingolfin söz aldi ve, “Ağabeyimi affedeceğim,” dedi. Fakat Fëanor tek bir söz söylemedi; Valar’ın huzurunda öylece dikildi. Ardından dönüp çıktı divandan ve sonra da Valmar’ı terk etti.
Onunla birlikte yedi oğlu da gitti sürgüne; kuzey taraflarındaki tepelerde sağlam bir yurt ve hazine edindiler ve Formenos’ta bin bir çeşit cevher ile silah istiflediler; Silmariller ise demirden bir bölmeye kaldırıldı. Kral Finwë de, oğlu Fëanor’a duyduğu sevgi yüzünden çıkıp buraya geldi ve Tirion’da Noldor’un başına Fingolfin geçti. Fëanor kendi yapıp ettikleri bütün bu olaylara çanak tuttuysa da neticede Melkor’un tohumlarını ektiği husumet sürüp gitti ve uzun bir müddet boyunca Fingolfin’in ve Fëanor’un oğulları arasında baki kaldı.
Manwë, Noldor arasında baş göstermiş olan kötülüğe şifa bulmayı kafasına koymuştu ve prensler arasındaki derdin kederin bir kenara bırakılıp Düşmanın yalanlarının hafızalardan silinmesi için herkes Manwë’nin evine davet edilmişti.
https://preview.redd.it/v6d84q7gl4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=feaf04dc6ba2dcfa6670080b26ddb4feeee7b251
Vanyar çıkıp geldiler şölene, Tirion'lu Noldor’la Maiar da toplandılar bir araya; Valar'da tüm güzellikleri ve ihtişamları ile dizildiler yan yana ve Manwë ile Varda’nın muazzam salonlarında, çıkıp karşılarına şarkılar söylediler, batıda kalan Ağaçlara dönük yemyeşil yamaçlarda dans ettiler. O gün bomboş kaldı Valmar sokakları ve Tirion’un merdivenlerde çıt çıkmadı ve tüm diyar huzur içinde uykuya yattı. Sadece dağların öte tarafındaki Teleri hala şarkılar söylüyordu denizin kıyısında, çünkü ne mevsimler ne de zaman pek umurlarında değildi onların ve Arda hükümdarlarının meselelerine ya da henüz onlara dokunmamış olan Valinor üzerindeki gölgeye hiç akıllarını yormuyorlardı.
Manwë’nin tasarladığı şölenin tadını kaçıran tek bir şey oldu. Manwë’nin sadece Fëanor’a gelmesini emrettiği için, o da yalnız başına geldi; Finwë onunla birlikte gelmedi, Formenoslu diğer Noldor da. Şöyle söylemişti çünkü Finwë:
“Oğlum Fëanor’un Tirion’a gidememe cezası sürdükçe, ben de el çekiyorum krallıktan ve görüşmüyorum kendi halkımla.”
Ve Fëanor geldi, ama ne şölen giysileri içindeydi, ne de takılara bezenmişti, gümüş, altın yahut başka bir değerli taş yoktu üzerinde; Valar ile Eldar’ı Silmarillerin görüntüsünden mahrum etti ve onları Formenos’taki demir bölmede kilitli bıraktı. Yine de Manwë’nin tahtı önünde karşı karşıya geldi Fingolfin’le ve barıştı, sözde; Fingolfin ise kılıcın kınından çıkmasının lafını bile etmedi. Fingolfin elini uzatıp şunları dedi: “Söz verdiğimi şimdi yapıyorum ve yaşadığımız tatsızlığı unutuyorum.”
Fëanor sessizce uzanıp tuttu elini, ama Fingolfin sözlerini sürdürdü “Kan bağıyla üvey, yürek bağıyla öz kardeşin olacağım. Sen rehberim olacaksın, ben peşin sıra geleceğim. Hiçbir keder ayırmasın bizi.”
“Duydum sözlerini,” dedi Fëanor. “Öyle olsun.” Fakat ikisi de sözlerinin taşıyabileceği anlamdan habersizdi.
Derler ki Fëanor ve Fingolfin henüz Manwë’nin huzurunda iken, her iki Ağacın da ışıldadığı bir anda birbirine karıştı ışıklar ve sessiz Valmar şehri gümüş ve altın rengi bir parıltıya boğuldu. Tam o saatte Melkor ve Ungoliant ağaçları yok etti.
Haber şölene ulaşınca Manwë, Fëanor’a Silmarilleri verip veremeyeceğini sordu. O sırada başka bir haber şölene ulaştı. Morgoth, Fëanor’un evine gidip Finwë’yi öldürmüş ve silmarilleri çalmıştı.
O zaman Fëanor ayrıldı. Sonra korkunç bir ant içti. Yedi oğlu da hep birden onun etrafına atılıp aynı yemini ettiler ve kılıçları, meşalelerin göz kamaştıran ışığında kan kırmızısı parıldadı. Yeminlerini bozmayacaklarına Iluvatar adına söz verdiler ve bozarsak eğer, kavlimizi, Ebedi Karanlığa gömülelim dediler. Mänwe’yi, Varda’yı ve kutlu Taniquetil Dağı’nı şahit gösterip, ister Vala, ister Iblis, Elf yahut henüz doğmamış Insan, küçük büyük, hayırlı veya belalı, günlerin sonuna dek, zamanın doğuracağı her cinsten varlığı, Silmarillerin tekini bile ellerine almaları, çalmaları, yahut da saklamaları durumunda, Dünya’nın sonuna dek intikam ve nefret hisleriyle takip edeceklerine ant içtiler.

Feanor ve Oğullarının Yemini
Bu yemin Fingolfin’i de bağlıyordu, çünkü Fëanor’a, onu hep takip edeceğine dair yemin etmişti.
Fëanor, Morgoth’un peşinden Orta-Dünya’ya geçecekti ve Teleri’den yardım istemek için Alqualonde’ye gitti. Fakat Teleri Elfleri yardım etmeyince Fëanor öfkelendi. Kuğular Limanına gidip oradaki gemileri zorla almaya karar verdi. Fakat Teleri, Fëanor’a karşı koydu ve her iki taraf da büyük kayıplar verdi, ama Noldor’un öncü kolunun imdadına Fingolfin’in öncü topluluğu ile Fingon yetişti. Bir çarpışmanın gerçekleştiğini ve akrabalarının yenildiğini görüp, kargaşanın nedenini falan öğrenemeden öne atıldılar; bazıları ise Teleri’nin Valar’ın emri üzerine, Noldor’un yollarını kesmeye çabaladıklarını düşünmüşlerdi.
Sonunda Teleri yenilgiye uğratıldı ve Alqualonde’de yaşayan denizcilerin büyük bir bölümü katledildi. Çünkü hem Noldor haklı öfkeye ve umutsuzluğa kapılmış, hem de, büyük çoğunluğu incecik yaylardan başka bir şey taşımayan Teleri halkı güçsüz kalmışlardı.

İlk Akraba Kıyımı
Her şeye rağmen Noldor’un büyük bir kısmı katı ve fırtına dindiğinde devam ettiler, fakat onlar ilerledikçe yol daha da uzuyor, daha da korkunç bir hale geliyordu. Hadsiz hesapsız karanlık içinde upuzun bir zaman yürüdükten sonra, dağlık ve soğuk Araman çöllerinden geçip nihayet Korunaklı Ülke’nin kuzey sınırlarına vardılar. Burada aniden, bir kayanın üzerinde dikilmiş duran ve aşağıdaki sahile doğru bakan bir karaltı gördüler. Bazıları bunun, Manwe’nin gönderdiği sıradan bir haberci değil, Mandos’un ta kendisi olduğunu söyler. Neyse, Noldor yüksek bir ses duydular, yüksek olduğu kadar da tumturaklı ve ürkütücü bir ses; onlara durup dinlemelerini emrediyordu. Ardından hepsi birden durdu, put kesildiler ve Noldor halkı bir baştan öbür başa dek, hep birlikte, Kuzey’in Kehaneti ve Noldor’un Hükmü diye anılan laneti ve kehaneti bildiren bu sesi duydu. Söylenenlerin pek çoğu, Noldor’un başlarına gelene dek anlamadıkları acıları, karanlık bir dille haber veriyordu; ne kalabilecek, ne Valar’ın affını yahut hükmünü isteyebileceklerdi, anladıkları kadarıyla lanet buydu.
Yine de Fëanor yeminine sadık kalarak yoluna devam etmeye karar verdi. Fakat Finarfin yürüyüşten ayrıldı.
Nihayet Noldor, Arda’nın kuzey ucuna ulaştılar ve denizde süzülen ilk buz parçalarını görünce Helcaraxe’ye pek bir yolları kalmadığını anladılar. Doğuya kıvrılan Aman toprakları ile Endor’un batıya uzanan doğu kıyıları ( işte Orta Dünya burasıydı ) arasından Kuşatan Deniz’in buz gibi suları ile Belegaer’in dalgalarının bir olup aktığı daracık bir boğaz uzanıyordu; burası nefes kesen soğuğun uçsuz bucaksız sisi ve pusuyla, bir de denizin akıntıları, buz tepelerinin çarpışmaları ve derinlere gömülmüş buzların gıcırtıları ile doluydu. Böylesi bir yerdi Helcaraxe ve o zamana dek Valar ile Ungoliant dışında kimse buraya ayak basacak kadar gözü pek çıkmamıştı.
Noldor burada durdu ve Orta Dünya’ya nasıl geçebileceklerini tartışmaya başladılar. Orta Dünya’ya gemi ile geçmeye karar verdiler fakat gemilerin sayısı az olduğu için önce Fëanor’a bağlı grup geçti Orta-Dünya’ya.
Fakat karaya çıkar çıkmaz, Morgoth’un yalanları aralarına girmeden evvel Fingon’un dostu olan büyük Maedhros, Fëanor’a şöyle söyledi:
Peki, şimdi hangi gemilerle kürekçileri geri gönderip, ilk kimleri getireceksin buraya? Yiğit Fingon mu yoksa?
Fëanor çıldırmış gibi kahkaha attı ve bağırdı:
“Hiçbirini ve hiç kimseyi! Arkamda bıraktıklarımı artık kayıptan saymıyorum; zaten gereksiz yük olduklarını gördük yol boyu. Adıma lanet okuyanları ve hala da lanetleyenleri bırakalım gitsinler, ahlaya vahlaya dönsünler Valar’ın kafesine! Yakın şu gemileri!”
Bu sözler üzerine Maedhros sadece kenara çekildi, ama Fëanor Teleri’nin ak gemilerini ateşe verdirdi. Ve böylece, Drengist Körfezi’nin ağzında, Losgar denen o yerde, denizler üzerinde süzülmüş olan en güzel gemiler, parlak ve ürkütücü alevler tarafından yutularak küle döndü. Fingolfin’le halkı bulutların altında kızıl kızıl parlayan ışığı ta uzaktan gördü ve ihanete uğradıklarını anladı. Bu, Akraba Kıyımı’nın ve Noldor’un Hükmü’nün ilk meyvesiydi.

Gemilerin ateşe verilmesi
Bunun üzerine Fingolfin, Fëanor’un kendisini Araman’da ölüme terk ettiğini ya da utanç içinde Valinor’a geri dönmek zorunda bıraktığını fark edip kedere boğuldu, ama artık, o ana dek olmadığı kadar çok istiyordu Orta Dünya’ya gidip Fëanor’la yeniden karşılaşmayı. Ve Fingolfin’le halkı uzun bir müddet sefalet çekerek yürüdü, ama karşılarına çıkan zorluklar kahramanlıkları ve metanetlerini arttırdı, çünkü onlar kudretli bir halktı; Iluvatar Eru’nun ilk ölümsüz çocuklarıydılar; Kutlu Ülke’den yeni gelmişlerdi ve yeryüzünün bezginliği işlememişti içlerine henüz. Kalplerinde yanıp duran ateş tazecikti; başlarında Fingolfin’le oğulları ve Finrod ve Galadriel ile kuzeyin en zorlu taraflarına doğru ilerleme cesaretinin gösterdiler ve sonunda Helcaraxe’nin dehşetine ve zalim buz dağlarına dayanmanın başka bir yolunu bulamadılar. Bu umutsuz yolculuk, cesaret ve keder hususunda Noldor’un giriştikleri belki de en zorlu işti. Bu yol üzerinde Turgon’un eşi Elenwe kayboldu ve başka pek çok Noldor ölüp gitti; Fingolfin tüm badireleri atlatıp sayıca azalan topluluğunu nihayet Öte Topraklara çıkardı. Kalplerinde Fëanor ve oğullarına duydukları bir sevgi kırıntısıyla, sonunda peşine düştüler ve ayın ilk yükselişinde borularını üflediler.
https://preview.redd.it/yr6b72w0m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=966f09377643fbe3dae865784f7101b7f44daeeb
Dagor-nuin Giliath savaşında Fëanor’un tarafı yenilmişti, Fëanor ölmüş, Maedhros esir düşmüştü. Fingon, Noldor arasındaki anlaşmazlığa son vermek için, Thangorodrim’deki kayalara bağlanmış Maedhros’u kurtardı. Fingon başardığı bu işle büyük şöhret kazandı ve Fingolfin ve Fëanor hanedanı arasındaki nefret yatıştı. Çünkü Maedhros, Araman’da onları terk ettikleri için af diledi; Noldor üzerindeki hükümdarlık iddiasından feragat etti ve Fingolfin’e şöyle seslendi: “Aramızda bir keder gölgesi düşürmedikçe, efendim, Finwë hanedanın hem en yaşlısı, hem de buna yaraşır biçimde en bilgesi olarak hükümdarlık hakkı sizin olmalıdır.” Ama kardeşleri bu sözlerine asla yürekten katılmadılar.
https://preview.redd.it/o046fa11m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=f37f2a47663673c5ab1d08d864c4b814aad87d34
Bu yüzden, aynen Maedhros’un önceden haber verdiği biçimde, Elendë ve Beleriand’ın himayesi yaşlı olandan Fingolfin hanedanına geçtiği için ve Silmarilleri kaybettikleri için Fëanor hanedanına, Yoksun Bırakılanlar dendi. Fakat yeniden bir araya gelmiş olan Noldor, Dor Daedeloth sınırları üzerine bir gözcü koyup Angband’ı batı, güney ve doğu cenabından kuşattılar.
Güneşle geçen 20. yıldönümünde Noldor Kralı Fingolfin büyük bir şölen tertip etti ve bu şölen bahar zamanı, coşkun Norog Nehri’nin doğduğu yerde, Ivrin gölcüklerinin yanında yapıldı, çünkü buralar, kuzeye karşı onlara siper olan Gölge Dağları’nın eteklerinde yeşil ve asude topraklardı. Bu şölende yaşanan neşe, sonradan gelen kederli günlerde uzun uzun hatırlandı ve şölene Yeniden Birleşme Şöleni manasında Meret Aderthad dediler.
İşte bu yıllar, yani Güneş işe Ay’ın altında saadetin yaşandığı devirdi ve bütün ülke halinden hoşnuttu hoşnut olmasına, ama yine de Gölge kuzeyde kapkara çöreklenmiş oturuyordu.
O dönemde insanlar Orta-Dünya’ya gelmişlerdi. Angband Kuşatması’nın üzerinden yaklaşık 400 yıl geçmişti.
Karanlık ve aysız bir kış gecesiydi ve geniş Ard-galen düzlüğü Noldor’un tepelerdeki kalelerinden Thangorodrim’in eteklerine kadar soğuk yıldızların ışığı altında loş bir biçimde uzanıyordu. Gözcü ateşleri sakin sakin yanıyor, düzlüğün üzerindeki Hithlum süvarilerinin karargahlarında ancak birkaç kişi uyanıktı. İşte o sırada Morgoth, Thangorodrim’den aşağıya, Balroglardan daha hızlı ilerleyen müthiş ateş nehirleri yolladı ve düzlüğün tamamını bu ateşle kapladı; Demir Dağlar çeşit çeşit zehirler taşıyan ateşler püskürttü; bu ateşlerin havaya yayılıp her yanı kötü kokutan dumanı ölüm saçıyordu. Büyük muharebelerin dördüncüsü, Dagor Bragolach, Ani Alev Muharebesi işte böyle başladı.
https://preview.redd.it/9tmb73p1m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=730de8ae108b9205fdd9e772605896e9d63fcce5
Bu ateşin önünde bütün ihtişamıyla ejderlerin atası olan altın Glaurung yanında Balroglarla geldi; onların ardında da Noldor’un daha evvelden görmediği, hayal dahi etmediği kadar geniş Ork orduları, kapkaranlık sökün ettiler. Noldor’un kalesine saldırıp Angband’ın üzerindeki kuşatmayı yıktılar ve Noldor ile onun müttefiki olan Gri Elflerle İnsanları buldukları yerde katlettiler.
Hithlum’a, Dorthonion’un kaybedildiğine, Finarfin’in oğullarının yenildiğine ve Fëanor’un oğullarının topraklarından sürüldüğüne dair haberler geldi. Bunun üzerine Fingolfin (kendisine göre) bu olayları Noldor’un nihai yıkımı ve tüm hanedanların geri dönülmez yenilgisi olarak niteledi; içi böyle büyük bir keder ve hınçla doldu ki müthiş atı Rochallor’a bindi ve tek başına uzaklaştı, kimseler de ona mani olamadı. Tozun ortasında esen bir rüzgar gibi Dor-nu-Fauglith’in üzerinden geçti; onu bu hızla geçerken görenleri hepsi de Oremë’nin kalkıp geldiğini zannedip, şaşkınlık içinde kaçıştılar; çünkü Fingolfin tepeden tırnağa öfke kesilmişti, bu yüzden de gözleri tıpkı Valar’ınki gibi parlıyordu. Böylece tek başına Angband’ın kapılarına gelip borusunu çaldı; bir kez daha pirinçten kapılara vurup, Morgoth’a meydan okudu ve teke tek bir dövüş için meydana çıkmasını istedi. Ve Morgoth geldi.
Kayalar Fingolfin’in borusunun keskin sesiyle çınlıyor ve sesi Angband’ın derinliklerine kadar keskin ve apaçık bir şekilde geliyordu; Fingolfin, Morgoth’a alçak ve esirlerin efendisi diye hitap ediyordu. Bu yüzden Morgoth yerin altındaki tahtından yavaş yavaş tırmanıp geldi; ayak sesleri yer altından yükselen gök gürültüsü gibiydi. Kara zırhlara bürünmüş halde dışarı çıktı ve Kral’ın karşısında demir taçlı bir kule gibi dikildi; armasız, kapkara, kocaman kalkanı da Kral’ı bir fırtına bulutu gibi gölgeledi. Ama Fingolfin gölgenin altında bir yıldız gibi parlıyordu, çünkü zırhı gümüşle kaplanmış ve mavi kalkanı kristallerle bezenmişti ve buz gibi parlayan kılıcı Ringil’i çekti.

https://preview.redd.it/qdevp9rym4551.png?width=557&format=png&auto=webp&s=d9e52034e62006fd7c3510b3cb00f2419b801227
Bunun üzerine Morgoth, Ölüler Diyarının Çekici, Grond’u hızla yukarıya kaldırıp bir yıldırım gibi aşağıya savurdu. Ama Fingolfin yana sıçradı ve Grond yerde, içinden duman ve ateş çıkan çok büyük bir çukur açtı. Morgoth ardı ardına sert darbeler indirmeye yeltendi, ama Fingolfin her seferinde, kara bir bulutun altında çakan şimşekler gibi uzağa sıçradı ve Morgoth’u tam yedi kez yaraladı; Morgoth ise tam yedi kez acısından çığlık attı; her birinde de Angband’ın orduları kederden yerlere kapaklandı ve bu çığlıklar kuzey diyarlarında yankılandı.
Ama sonunda Kral bitkin düştü ve Morgoth kalkanıyla üç kez onun üzerine yüklendi. Fingolfin üç kez dizlerinin üzerine çöktü ve üç kez yeniden ayağa kalktı; kırık kalkanı ve paralanmış miğferiyle cesaretini elden bırakmadı. Ama etrafındaki toprağın tamamı yarılmış, çukurlarla dolmuştu; Fingolfin de tökezleyip Morgoth’un ayaklarının dibine düştü ve Morgoth, neredeyse bir tepe kadar ağır olan sol ayağını onun boynunun üzerine dayadı. Fingolfin son ve umutsuz darbesini indirmek üzere Ringil’le ayağı yardı ve dumanlar çıkaran kara bir kan fışkırıp Grond’un açtığı çukurları doldurdu.
Böylece Noldor’un Yüce Kralı, kadim Elf krallarının en gururlu ve yiğit olanı öldü. Orklar kapıda yapılan bu ikili dövüşten kendilerine pay çıkarıp böbürlenmediler; Elflerin acısı ise öylesine derindi ki, bu olaya dair tek bir şarkı söylemediler. Yine de bu hikaye hafızalardadır, çünkü Kartalların Kralı Thorondor haberleri Gondolin’e ve çok uzaklardaki Hithlum’a kadar getirdi. Morgoth dövüşün ardından Elf Kralı’nın bedenini alıp kurtlarına yem olarak atmak için ikiye büktü, ama Thorondor, Crissaegrim’in zirvelerindeki yuvasından hızla gelip, Morgoth’un üzerine avına hücum eder gibi saldırdı ve yüzünü bereledi. Thorondor’un kanatlarının hücum ederken ki sesi Manwë’nin rüzgarlarının sesini andırıyordu; gelip Fingolfin’in bedenini kudretli pençeleriyle yakalayıp aniden Ork kargılarının üzerinde süzülerek Kral’ı oradan götürdü. Ve onu gizli Gondolin Vadisi’ne kuzeyden bakan bir dağın zirvesine bıraktı; Turgon gelip babasının üzerine taşlardan görkemli bir anıt yaptı. Bundan sonra hiçbir Ork, Fingolfin’in dağını aşmaya ya da mezarına yaklaşmaya cesaret ede edi, ta ki Gondolin’in hükmü gerçekleşip de, soyu arasında ihanet baş gösterene kadar. Morgoth’un ayağı o günden sonra daima aksadı ve yaralarının acısı asla dinmedi; Throndor’un yüzünde bıraktığı izler de silinmedi.
Fingolfin’in öldüğü haberi geldiğinde Hithlum’a çöken kederi tarif etmek imkansızdı, Fingon acılı haliyle Fingolfin’in hanedanının ve Noldor’un krallığının başına geçti, ve küçük oğlu Erenion’u (sonradan Gil-Galad adını alacaktı) limanlara yolladı.
https://preview.redd.it/ewmd1r12m4551.png?width=486&format=png&auto=webp&s=6be42301b2d11bd94024210a7d680dea6a132f16

Sonuna kadar okuyan varsa teşekkürler, hakkında bilgi paylaşmamı istediğiniz-merak ettiğiniz bir şeyler varsa isteyin, sorun.
submitted by snowieez to KGBTR [link] [comments]


2020.05.20 14:44 metindinc023 Boşanma avukatı

Boşanma avukatı
zina nedeniyle boşanma avukatı
Or Hukuk ve Danışmanlık, boşanma avukatı olarak bu makalede boşanma nedenleri üzerinde duracağız.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir.
Bilindiği gibi boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nun 161 ila 166. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre boşanma sebepleri;

  • Zina (TMK md. 161),
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK md. 162),
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK md. 163),
  • Terk (TMK md. 164),
  • Akıl hastalığı (TMK md. 165) ve
  • Evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166)dır.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma Türk Medeni Kanunu’nun 163.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları

Davacı işlenen suçtan ötürü evliliğin devamına katlanmak zorunda olmadığını ileri sürerek dava açabilir. Kanunda bu boşanma sebebinde bir süre öngörülmemiştir. Ancak makul bir süre içinde dava açılmalıdır.
Bir suçun aile birliği içinde “hoş görüldüğü ve bir anlamda affedildiği” söylenebiliyorsa artık dava sebebi olmamalıdır.
İnsanlar toplu yaşamada barış ve huzuru sağlamak ve bu ortama süreklilik-kazandırmak için belli değerler etrafında birleşip belirli-kuralların benimsenip yerleşmesini sağlamışlardır. Her toplumda haysiyet değerleri de buna göre ortaya çıkmıştır. Bu kurallar önce aile birliği içinde yaşanarak korunur, sonra toplum seviyesinde devamlı bir geçerlilik kazanır. Toplum nazarında kabul görmeyen bazı davranışlar bu sebeple diğer eş tarafından dava sebebi olarak öne sürülebilir. Bu tür davranışlarda bir kere işlenmiş olması dava için yeterli değildir. Eşi rahatsız eder derecede süreklilik görülebilmelidir. Bu yüzdendir ki evlilik birliği artık diğer eş açısından çekilmezlik kazanmıştır
Gerek suç işleme ve gerekse haysiyetsizliği benimseme davacı eşe yönelik değildir. Ancak, davacı açısından evlilik çekilmez hale gelmektedir.
Uygulamada Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanan boşanmalarda genellikle ceza davalarının sonuçlarının beklenmesi gerektiği içtihat edilmektedir. Bunun sebebi daha çok davacının mali taleplerini etkileyen kusur durumlarını net bir şekilde görmek amacıyla tercih edilmektedir. Ancak çok açık olaylarda ceza dosya belge ve bilgileri ilgi tutularak boşanma kararı verilebilir. Önemli olan ceza dosyası bilgilerinin boşanma dosyasına raptedilmesidir.
Uygulamada, yüz kızartıcı, utanç verici, toplumun kabul etmeyeceği ırza geçme, uyuşturucu madde imalatı, zimmet, irtikâp, hırsızlık, rüşvet, dolandırıcılık, sahtecilik vs. gibi durumlar suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme halleri olarak nitelendirilmektedirler.
submitted by metindinc023 to u/metindinc023 [link] [comments]


2019.07.25 22:37 manyetikbileklik Hormon dengesizlikleri ve manyetik terapi - Manyetik Bileklik

Hormon dengesizlikleri ve manyetik terapi

2004 yılındamda P’den Susi K.’nın ameliyat olması gerekiyordu. Perakende satış uzmanı ve iki çocuk annesi olan Susi’nin 39yaşında troid bezi ameliyatla alındı. Alie, herşeyin sorunsuzca gelişmesi ve günlük hayatın yavaş yavaş eski düzenine dönmeye başlaması nedeniyle mutluydu. Ama çok geçmeden, ameliyat bazı olumsuz sonuçları ortaya çıkmaya başladı.
Tiroid bezinin alınmasıyla bağlantılı hormon dengesi değişimi ruh sağlığına etkide bulunuyordu. Regl günlerinin başlamasıyla birlikte hormon dengesizlikleri de ortaya çıkıyor ve bu durum si¬nirlilik olarak gösteriyordu kendini. Eşi M. ve iki oğlu, ki o günlerde 17 ve 18 yaşlarındaydılar; bu yeni durumla başedebilmek için belli bir zamana ihtiyaç duymuşlardı. Çocuk ve eş için diğer zamanlarda çok büyük önemi olan bir annenin parlayıp sinirlenmesi için birdenbire en küçük bir nedenin -ki bazen ona bile gerek kalmıyordu- bile yeterli olduğunu kavramak hiç de kolay değildir. Özellikle küçük oğlu, annesinin bu sinir¬li halini üzerine alınmamasını, aksine annesinin hastalığının sonucu bir tepki olduğunu ve bun¬dan dolayı da kimsenin sorumlu tutulamayacağını kavraması çok zordu.
Anlayış, geçen zamanla birlikte artmaya ve tüm aile üyeleri bu yeni duruma her ay tekrar eden iki feci günün geçmesini beklemek suretiyle giderek daha fazla alışmaya başladıysa da, diğer zamanlarda son derece uyumlu olan aile yaşamı, annenin bu si-nir kirzlerinin gölgesinde yıllarca acılar içinde geçti. 2011 yılının başlamasıyla birlikte büyük bir dönüşüm gerçek-leşti. Susi K. o günden beri mıknatıslı takı kullanıyor: Bilezikler, zincirler, yüzükler, kulak takıları – ne varsa. Bir süre sonra ken-disi ve sevdikleri belirgin bir iyileşme fark ettiler. Bu arada hor-monlara bağlı sıkıntılar da ortadan kayboldu. “Artık eskisi gibi parlayıp sinirlenmiyorum”, diyebiliyor bugün Susi K. gülümse-yerek; eskiden durumun herkes için ne denli feci olduğunu ve nasıl bir felakete yol açabileceğini asla unutmayacak. Kocası M. ile yine düzenli olarak dans etmeye gidiyor Susi K.: Hem standart hem Latinamerikan – her iki stil de bilindiği üzere büyük bir armoni gerektiriyor.
Muayenehaneden deneyimler
Araştırmalar, mıknatıs gücünün beyin etkinliklerini etkileyebile­ceğini kanıtlıyor. Bu güç depresyon, kulak çınlaması, epilepsiler. Parkinson, inme ve diğer hastalıklarda kullanılıyor. Mıknatıs gücü atacılığıyla hipotalamus ve hipofizin -ikisi de beynin bir parçası­dır-salgıladığı hormon üretimini bütünüyle artırabilir. Vücudun ürettiği morfin olarak kabul edilen endorfinler de artırılabilir. Bu da ruh halini iyileştirip neşeyi artırır
submitted by manyetikbileklik to u/manyetikbileklik [link] [comments]


2019.06.16 16:23 zgrdnz Binali Yıldırım'ın karanlık siciline erişim engeli geldi: İşte korkulan yazı!

Yurt Genel Yayın Yönetmeni Ali Avcu, 7 Haziran'daki köşesinde AKP'nin yenik İstanbul adayı Binali Yıldırım'ın kariyerindeki ani yükselişi, İDO Genel Müdürlüğü'ndeki saltanatını ve yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle dönemin İBB Başkanı Ali Müfit Gürtuna tarafından görevden alınmasını yazmıştı. Avcu, sadece Binali Yıldırım değil, Yıldırım'ın akraba ve yakınlarının da yolsuzluklarını yazmıştı.
"İşte gerçekler: Binali Yıldırım neden görevden alınmıştı?" başlığı taşıyan yazı gündeme oturmuş, kısa sürede birçok medya organı tarafından da paylaşılmıştı.
AKP açısından büyük önem taşıyan İstanbul seçimi öncesi büyük ses getiren yazıya karşı harekete geçildi. İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin aldığı 'erişim engeli' kararı, Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından hızla uygulandı ve yazıya erişim engellendi.
📷Yurt avukatları, Yıldırım hakkında belgelere dayanan suçlamaların ve kararların bulunduğu yazıya erişim engeli getirilmesine müdahale edeceklerini bildirdi.
İşte Binali Yıldırım gerçeğini anlatan o yazı...
İşte gerçekler: Binali Yıldırım neden görevden alınmıştı?
Dursun ve Bahar çiftinin yedi çocuğunun ikincisi olarak Aralık 1955 tarihinde Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Kayı köyünde dünyaya geldi.
İlköğretimi köyünde okuyan Binali’yi babası İstanbul Kasımpaşa’da yaşayan dedesinin yanına okuması için yolladı…
1970'te Piri Reis Ortaokulu'nu, 1973 yılında Kasımpaşa Lisesi'ni bitirdi.
Ailesi Yıldırım’ın doktor olmasını istiyordu,
Olmadı…
İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu ve aynı bölümde yüksek lisans yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nde asistan ve araştırma görevlisi olarak çalıştı.
1978 – 1993 yılları arasında Türkiye Gemi Sanayi Genel Müdürlüğü ve Camialtı Tersanesi’nde çeşitli kademelerde çalıştı.
Sonra…
27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan Binali’yi İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmeleri’nde (İDO) Genel Müdürlüğü görevine getirdi.
Yıldırım’ın 1994’ten başlayıp 2000 yıllarına kadar süren İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmeleri’nde (İDO) Genel Müdürlüğündeki saltanatı, Erdoğan’ın hapse girmesi ve yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ali Müfit Gürtuna’nın gelmesiyle bitti.
Gürtuna, İDO Genel müdürü olan Binali Yıldırım’ı o dönemde deniz otobüslerindeki büfeleri akraba şirketlerine verdiği ve Yıldırım hakkında evrakta sahtecilik, işçilerin maaşlarının ödenmemesi gibi basına da yansıyan iddiaları da gerekçe göstererek görevden almıştı.
Daha sonra 3 Kasım 2002 seçimlerinde AKP’den İstanbul 1. Bölge Milletvekili olarak parlamentoya girdi. Abdullah Gül’ün kurduğu 58. Hükümet’te Ulaştırma Bakanı olarak görev aldı.
Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkmasıyla birlikte başbakanlık koltuğuna oturmasının ardından da bu görevine 17 Aralık 2013’de yaşanan kamuoyunda “17-25 Aralık yolsuzluk olayları”olarak anılan süreçte adının geçmesinden sonra Erdoğan’ın isteği üzerine Bakanlık görevinden istifa etti.
'BEN ÇOK RAHATIM'
Uzmanların Bakan Binali ve yetkilileri defalarca “Hızlandırılmış tren ulaşıma hazır değil, ulaşıma açılması felaket olur” uyarılarına rağmen AKP’nin oy uğruna büyük tanıtım ve reklam kampanyalarıyla hizmete soktuğu hızlandırılmış tren, 22 Temmuz 2004’te uzmanların dediği gibi 231 yolcusuyla Ankara-İstanbul seferini yaparken Sakarya’nın Pamukova ilçesinde raydan çıktı. 41 yurttaşımız tren yolculuğu sırasında hayatını kaybederken 74 yurttaşımız da çeşitli yerlerinden yaralandı.
Yurttaşların hafızalarında “Pamukova Katliamı”olarak kalan hızlandırılmış tren faciasının asıl sorumlusu olan dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ülkede uzun bir süre tartışmalara ve eleştirilere neden olan ve milletin vicdanını sızlatan şu talihsiz açıklamayı yapıyor:
“Ben çok rahatım. O direksiyonu ben kullanmıyorum ki kardeşim…”
KILIÇDAROĞLU 'MİLYON ALİ' DEMİŞTİ
Yıldırım uzun süren bakanlığı boyunca sürekli yolsuzluk iddialarıyla ülke gündemindeydi…
“17 ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları” kapsamında adı devletten ihale almak isteyen kişilerden para toplandığı ve bu paraların bir havuzda biriktirildiği öne sürüldü. Yıldırım’ın ‘havuzu idare eden isim’ olduğu da iddialar arasındaydı.
BİTMEDİ…
Yıldırım’ın adı, bacanağı Cemalettin Haberdar’ın İzmir’de yapılan yolsuzluk operasyonundaki şüpheliler arasında da yer alarak ülke gündemine gelmişti. Haberdar, TCDD İzmir Liman İşletmesi’nde yapılan ihalelere fesat karıştırıldığı, yolsuzluk yapıldığı ve rüşvet aldığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.
Binali Yıldırım’ın İDO Genel Müdürlüğü görevine geldikten sonraki ve devamında Bakanlığı döneminde aile fertlerinin ekonomik yükselişi de dikkat çekici. Yıldırım ailesinin kontrol ettiği 17 şirketi, 28 gemisi ve iki süperyatı olduğu iddia ediliyor. Hatta Yıldırım Ailesi’nin 30 gemisi olduğu iddiası TBMM gündemine şöyle yansımıştı:
"Bu kadar serveti nasıl elde etti?"
SON BAŞBAKAN
Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olduğu süre içerisinde, kendi Başbakanlığının lav edilmesi için 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen halk oylamasında olağan üstü bir çalışma yaparak dünyada eşi benzeri olmayan bir performans gösterdi. Bütün dünya başta olmak üzere millet şaştı. "Bu nasıl bir kafa kendi başbakanlığını tasfiye etmek için milletten oy istedi…" diye.
24 Haziran 2018 genel seçimlerinde AKP İzmir milletvekili seçildi. Seçimlerin ardından hayata geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Başbakanlığın yürürlükten kaldırılmasıyla Binali Yıldırım, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Son Başbakanı”olarak tarihe geçti.
12 Temmuz 2018 – 18 Şubat 2019 tarihleri arasında 28. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ilk Meclis Başkanı olarak göreve başlamıştı. Ardından 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmak için 18 Şubat tarihinde TBMM’deki görevinden istifa etti.
31 Mart akşamı Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da hezimete uğrayan AKP İstanbul seçimlerini kaybettiğini bir türlü kabullenemedi. Ve seçim gecesi daha oyların YSK Başkanı Sadi Güven’in de söylediği gibi oy kullanılan sandıkların henüz İstanbul’da yüzde 70’i açılmadan Binali’nin ekran karşısına çıkıp "3 bin oy farkıyla ben kazandım" demesi ise yurttaşlar tarafından alay konusu oldu.
Sonra uzun bir süre ortalıktan kaybolan Binali, YSK’nın İstanbul Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının elinden alınmasından sonra tekrar ortaya çıkarak kendisinin YSK tarfından mağdur edildiğini söylemesi ise AKP’li yurttaşların bile espri konusu oldu.
Aslında Binali Yıldırım hakkında daha o kadar çok yazılacak, anlatılacak konular var ki buradan daha fazla sizleri sıkmak istemiyorum. Bu yazıyı neden yazdığıma gelince 23 Haziran’da sandığa oy vermeye gittiğinizde İDO’ya genel müdür olduktan sonra eş dost aile fertlerinin servetlerindeki yükselişi ve eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’nın Binali’yi neden görevden aldığını İstanbullular bilsin istedim.
Kaynak : http://www.yurtgazetesi.com.tgundem/ozel-binali-yildirim-in-karanlik-siciline-erisim-engeli-h131511.html
submitted by zgrdnz to Turkey [link] [comments]


2019.06.11 16:17 fragmanlife Hercai Dizisi Oyunculari Yapimcisi Yonetmeni Konusu Kanali ozeti

Hercai Dizisi Oyunculari Yapimcisi Yonetmeni Konusu Kanali ozeti Çok yakında ekranlara yeni bir dizi daha geliyor. Adı Hercai olan dizi 2019-2020 yeni sezonunda izleyici ile buluşacak. Güçlü kadrosuyla dikkat çeken ‘Hercai’de Gülçin Santırcıoğlu, Macit Sonkan, Tansu Taşanlar, Oya Unustası, İlay Erkök, Servet Pandur, Edip Saner, Güneş Hayat, Gülçin Hatıhan, Aydan Burhan ve İnci Şen başlıca rolleri paylaşıyorlar.
Hercai Dizisi Oyuncuları Karakterlerine göz atacak olursak; Miran Aslanbey, Reyyan Şadoğlu, Yaren Şadoğlu, Azat Şadoğlu, Gül Şadoğlu, dedeleri Nasuh Şadoğlu, Reyyanın babası Hazar Şadoğlu, Annesi Zehra Şadoğlu, Miranın eşi Gönül Aslanbey ve Miranın Annesi, Cihan ve Handan Şadoğlu ise Yarenin anne babası olarak Hercai dizisinin kadrosunda bulunuyorlar. İşte resimlerle Hercai dizisi oyuncu kadrosu:
Hercai dizisi oyuncu kadrosunda kimler var? Karakterleri Hercai dizisi oyuncu kadrosunda kimler varHercai dizisi oyuncu kadrosunda tüm karakterler
Hercai dizisi oyuncu kadrosu
Bizde bu konumuzda sizler için Hercai Dizisi Oyuncuları Yapımcısı Yönetmeni Konusu Kanalı Özeti çıktığında Fragmanı ve Hercai dizisi nerede çekiliyor sorularına cevap vermeye çalışacağız. Hemen başlayalım Hercai dizisi hakkında detaylı bilgiler vermeye..
Atv’nin yönetmen koltuğunda Cemal Şan’ın oturacağı Mia Yapım imzalı Hercai dizisinin kesinleşen oyuncuları: Akın Akınözü – Miran Ebru Şahin – Reyyan Gülçin Santırcıoğlu – Sultan Aslanbey Macit Sonkan – Nasuh Ağa Oya Unustası – Gönül İlay Erkök – Yaren Tansu Taşanlar – Azad Serhat Tutumluer – Reyyanın babası Hazar Edip Saner Serdar Özer – Cihan Şadoğlu Ayda Aksel – Azize Ebrar Demirbilek – Gül Şadoğlu Güneş Hayat – Esma Feride Çetin – Reyyanın annesi Zehra Gülçin Hatıhan – Handan Şadoğlu Aydan Burhan – Hanife İnci Şen – Nigar
Hercai Dizisi Reyyan’ı canlandıran Ebru Şahin Kimdir? Reyyan Hercai dizisinin kadın başrolü. Reyyan annesinin ilk evliliğindendir. Bu yüzden gerçek Şadoğlu değildir. Ama Miran bunu bilmediği için Reyyanla evlenerek Şadoğlu ailesinden intikam almayı planlar. Reyyan ise Miran’ın ona olan hislerini aşk zanneder. Reyyan ona aşık olur ancak zamanla Miran’da ona aşık olacaktır.
Hercai dizisinde Reyyan karakterini Ebru Şahin canlandırıyor. Ebru Şahin 1994 doğumludur. Atölye Craft Kamera Önü Oyunculuk ‘ta oyunculuk eğitimleri alan güzel oyuncu bu zamana kadar bir çok reklam filmi ve dizi de yer almıştır. Ebru Şahin Babam ve Kan Parası filmlerinde rol aldı.
Hercai dizisinin başrolü olan Ebru Şahin’in daha önceki dizileri ; Savaşçı, Yasak Elma, İstanbullu Gelin. Güzel oyuncu Hercai dizisinde Reyyan’ı canlandıracaktır. Hercai dizisinde Reyyan kendini şöyle anlatıyor; ” Ben mucizelere inanırım, aşka hercai kelebeklere, ne zaman hayal kursam hoyrat bir el dağıtır hepsini. Ben Reyyan Şadoğlu Kaf dağının ardındaki masal prensesi bir kötü devin esiriyim. Bir gün bitecek bu esaret ve o gün başlayacağım kendi güzel masalımı anlatmaya. ”
Hercai Dizisi Miran’ı canlandıran Akın Akınözü Kimdir? Miran Hercai dizisinin başrolü. Miran küçüklükten intikam hırsıyla büyütülmüştür. Bu yüzden de kimseyi sevmeyi düşünmemiştir. Reyyan’ı ilk gördüğünde aşk kalbindeki çatlaktan yüreğine sızar. Ama o bunun farkına varamaz. O Reyyanla evlenerek Şadoğlu ailesini cezalandıracağını düşünür. Ancak Reyyan Şadoğlu kanından değildir bakalım bu bilgiyi ne zaman öğrenecek Miran?
Hercai dizisinde Miran karakterini canlandıran Akın Akınözü Kimdir? Akın Akınözü 1990 yılında doğmuştur. Akın Akınözü oyunculuk üzerine eğitimler almıtşır. Azrail isimli bir kısa filmde rol almıştır. Akın Akınözü Arkadaşlar İyidir, Payitaht Abdülhamid ve Aslan Ailem dizilerinde rol almıştır.
Hercai dizisinde Miran Aslanbey kendini şöyle tanıtıyor; ”Yüreğimin bir yanı aşk bir yanı intikam. Öyle çok nefret var ki içimde, sevmeyi bilmiyorum dedim hep. Oysaki aşkın bir küçücük çatlaktan sızıp kök salabileceğini bilmiyordum.”
Hercai Dizisi Gülçin Santırcıoğlu Kimdir Hangi Rolde Oynayacak? Hercai dizisinde Sultan karakterini canlandırıyor. Sultan Miran’ın annesidir. Miran’ın intikam planında onun yardımcıdır. Şadoğlu ailesinden intikam almak için Gönül’ü sakinleştirme görevi de ona düşer.
Aslanbey ailesinin konağında Hanımağa Azize’nin entrikacı gelini Sultan’a ise Gülçin Santırcıoğlu hayat verecek. Hercai dizisinde Gülçin Santırcıoğlu Sultan karakterini canlandıracak. Ekranlarda yeni bir Hürrem Sultan rüzgarı esecek. Hercai dizisinde rol alan Gülçin Santırcıoğlu Kimdir? 1977 yılında İzmir de dünyaya gelen oyuncu Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Şan bölümü mezunu oldu. 2002 yılında İstanbul’a geldi ve Gül Sabar’dan şan eğitimi aldı. Çeşitli gruplarda solistlik yaptı. Sonrasında şan eğitmenliği yaptı.
2005 yılında rol aldığı Türev filmi Altın Portakalda en iyi film ödülü aldı. Dizi oyunculuğunun yanı sıra dizi müzikleri seslendirdi. Elveda Rumeli, Doktorlar, Sensiz Yaşayamam, Bir Çocuk Sevdim, Böyle Bitmesin, Osmanlı Tokadı, Kara Ekmek dizilerinde rol aldı.
Hercai Dizisi Macit Sonkan Kimdir Hangi Rolde Oynayacak? Hercai dizisinde Nasuh Ağa sert kişiliği ile dikkat çekiyor. Reyyan için gelen kısmeti yani Miran’ı Yaren’le evlendirmek istese de bunu başaramaz. Çünkü onun için Miran Aslanbey iyi bir kısmettir ve öz torunu bu kısmetle evlensin ister.
Mardinli iki ailenin etkileyici hikâyesini konu alan dizide Şadoğlu sülalesinin lideri Nasuh Ağa’yı ise Macit Sonkan canlandıracak. Macit Sonkan Kimdir? 1953 İstanbul doğumlu. Güzel Sanatlar Tiyatro Oyunculuk bölümü mezunudur. 1978 yılında hem tiyatrolarda hem sinema televizyonlarda rol almaya başlamıştır. Macit Sonkan bu zaman kadar tiyatro oyunculuğunun yanı sıra 40 ı aşkın dizi ve filmde rol aldı.
Hercai Dizisi İlay Erkök Kimdir Hangi Rolde Oynayacak? Hercai dizisinde Yaren karakterini canlandıracak. Yaren Miran’a aşıktır ve kendisinin olacağı gelinliğin içinde Reyyan’ı görmek onun Reyyandan nefret etmesine sebep olmuştur. Yaren onun ihanete uğradığını ilk gecenin ardından geri gönderileceğini bilmesine rağmen susar ve intikamını bu şekilde almıştır. Annesi onun her yanlışını ört bas ettiği için Yaren her seferinde daha büyük yanlışlar yapmaktadır.
Hercai dizisinde İlay Erkök Yaren karakterini canlandıracak. İlay Erkök Kimdir? 1993 yılında İstanbulda rol almıştır. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümü mezunudur. 2013 yılında Güneşi Beklerken dizisi ile oyunculuğa adım atmıştır. Bir süre Tolga Çevik’in asistanı olarak çalıştı. İnadına Aşk ve Hayatımın Aşkı dizilerinde rol aldı. Şimdi de Hercai dizisinde Yaren karakterinde rol alacak.
Hercai Dizisi Oya Unustası Kimdir Hangi Rolde Oynayacak? Hercai dizisinde Gönül karakterini canlandıran Oya Unustası dizi de Miran’ın amcasının kızıdır. Onunla evlenmek zorunda bırakılmıştır ancak Gönül onu sevmektedir. Miran ise içindeki kin ve intikam duygusundan dolayı kimseyi sevmeyi düşünmemiştir. Gönül Miran’ın bir gün kendini sevme ihtimaliyle yaşarken onun Reyyan ile düğününe katılmak zorunda bırakılır.
1988 yılında İstanbulda dünyaya geldi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Flüt Bölümü mezunudur. Ayla Algan’dan oyunculuk ve sahne sanatları eğitimi aldı. Kaybedenler Kulübü, Diriliş Ertuğrul, Kalbim Ege de Kaldı dizilerinde rol aldı.
Oya Unustası Kaybedenler Kulübü, İzmir Çetesi, Sevdaluk, Beyaz Karanfil, Kalbim Egede Kaldı, Masum Değiliz ve Diriliş Ertuğrul dizilerinde rol aldı. Oya Unustası dizisi yeni dizisi Hercai dizisinde Gönül karakterini canlandıracaktır. Gönül Miran’ın Şadoğlu ailesinden Reyyan ile olmasını hiç istemez. Ancak engel olamaz.
Hercai dizisi Azat Şadoğlu Kimdir? Tansu Taşanlar Bilgileri Tansu Taşanlar Hercai dizisinde Azat rolünü canlandırıyor. Azad Reyyan’a aşıktır. Reyyan ile evlenme planları kurarken bir gün Miran’ın gelip Reyyanı istemesi üzerine tüm hayalleri yıkılır. Reyyan’ı Miran’dan ayırmak için çabalasa da bunu başaramaz. Reyyan’ın aşkıyla yanmaktadır.
Hercai dizisinde Azat rolünü canlandıran Tansu Taşanlar 1984 yılında Ankara’da doğmuştur. Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde okumuştur. 2008 yılında ilk kez Küçük Kadınlar dizisinde rol almıştır. Vatanım Sensin, Analar ve Anneler, Kara Para Aşk, Veda,Muhteşem Yüzyıl, Yalancı Bahar, İzmit Çetesi ve Bir Bulut Olsam dizilerinde rol almıştır.
Hercai dizisi çocuk oyuncusu olan Gül Şadoğlu kimdir kim canlandırıyor TIKLA…
Hercai Azize Aslanbey Kimdir Ayda Aksel Bilgileri Azize Hanım Hercai dizisinde Aslanbey ailesinin en büyüğüdür. 3 oğlunu 2 gelinini toprağa vermiştir. Onların intikamını almak için tam 27 yıl önce intikam yemini etmiştir. Bu intikamı almak için Miran’ı küçüklükten beri intikam hırsı ile büyütür. Azize Hanım yıllar sonra Miran’ın Reyyan ile evlenmesi sonucu intikamını alacağını düşünür.
Hercai dizisinde Azize Hanım’ı canlandıran Ayda Aksel 1962 İstanbul doğumludur. Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunudur. Ayda Aksel’in rol aldığı yapımlar; Üç İstanbul, Yaprak Dökümü, Yıldızlar Gece Büyük, Kurtuluş, Kıvılcım, Çekirdek Aile, Halk Düşmanı, Adı Aşk Olsun, Hatırla Sevgili, Esir Kalpler, Ev Alma Komşu Al, Kördüğüm, Zengin Kız Fakir Oğlan, Bir Erkeğin Anatomisi, Cumhuriyet, Kaçıklık Diploması, Sınav, Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm, Bir Avuç Deniz, Mandıra Filozofu, Gönülçelen ve Poyraz Karayel gibi bir çok projede rol almıştır. Son olarak Tutsak dizisinde rol aldı.
Hercai Hazar Şadoğlu Kimdir Serhat Tutumluer Bilgileri Hercai dizisinin Hazar Bey’i Şadoğlu Ailesi’nin en büyük erkek evladıdır. Hazar Şadoğlu babasının üzerine söz edemez. Hercai dizisinde babasından sonra sözü geçen isimdir. Dürüst, çalışkan, sevilen, sayılan, güven duyulan bir insandır.
Hercai dizisinde Hazar Bey’i canlandıran Serhat Tutumluer 1972 yılında Eskişehir’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünde okudu. 1995-1997 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. İstanbul’da kurucularından biri olduğu Talimhane Tiyatrosu’nda oyunlar oynamaktadır. Başarılı tiyatrocunun rol aldığı diziler; Çaylak, Esir Kalpler, Ezo Gelin, Ay Işığı, Kül ve Ateş, Umutsuz Ev Kadınları, Filinta, Oyunbozan, Vatanım Sensin dizilerinde rol aldı.
Hercai Handan Şadoğlu Kimdir Gülçin Hatıhan Bilgileri Hercai dizisinde Handan rolünü canlandıran oyuncu Gülçin Hatıhan ilk tiyatro eğitimini M.S.M.’de aldı. Gülçin Hatıhan Kocaman Ailem, İstanbullu Gelin, Poyraz Karayel, Suskunlar, Avrupa Avrupa Bir Günah gibi son yıllarda oynadığı dizilerdir.
Handan Şadoğlu kendini şu şekilde tanıtıyor. ” Hem ağa kızıyım hem ağa gelini. Şanıma yakışır bir erkek doğurdum bu konağa. Şadoğlu soyu benim oğlumun üzerinden yürüyecek. Eksiğim yok belki fazlayım bile bu konağa. Kendi tahtımı yaptığım gibi kendi bahtımı da bırakmam şansa.”
Hercai Zehra Şadoğlu Kimdir Feride Çetin Bilgileri Hercai dizisi Zehra Şadoğlunu canlandıran oyuncu Feride Çetin. Feride Çetin 1980 doğumludur. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölümü’nden mezun oldu. İngilizce, Almanca ve İspanyolca dillerini bilen Feride Çetin oyuncu, çevirmenlik, gazetecilik yaparken, yönetmenliğini üstlendiği 15 kısa filmi de bulunmaktadır. 13. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde En iyi Kadın Oyuncu ve 17. Ankara Film Festivali’nde Umut Veren Genç Kadın Oyuncu ödüllerini almıştır.
Hercai dizisi Zehra Şadoğlu kendini şöyle tanıtıyor. Parada mülkte gözüm olmadı benim. Geç oldu ama yüzüm güldü Çok şükür. Bir eş verdi bana iki de kız. Mutluyum ama içimde inceden bir sızı var. Korkuyorum diyor. Önce küçük kızının vurulması sonra da Reyyanın konaktan gidişi ile yüreği parçalanan Zehra hanım dizinin en hüzün dolu karakteri..
Hercai Cihan Şadoğlu Kimdir Serdar Özer Bilgileri Hercai dizisinde Cihan karakterini canlandıran oyuncu Serdar Özer. Serdar Özer Kimdir? 1980 İstanbul doğumludur. Oyunculuk kariyerine Hekimoğlu dizisi ile başladı. Küçük Kadınlar, Emret Komutanım, Kaderimin Yazıldığı Gün, Bana Sevmeyi Anlat, Cesur ve Güzel, Kızlarım İçin dizilerinde oynadı.
Cihan Şadoğlu Yaren ve Azat’ın babasıdır. Nasuh’un oğlu Hazar’ın kardeşidir. Cihan Ağa olmak için hırsı var içinde.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.02.11 14:21 haber-news Reklam danışmanlığı yapan işinsanı Mustafa Erkin Karaman ’a Beykoz’a bağlı Soğuksu bölgesinde kanlı infaz

Reklam danışmanlığı yapan işinsanı Mustafa Erkin Karaman ’a Beykoz’a bağlı Soğuksu bölgesinde kanlı infaz

Reklam ve organizatörlük işleriyle uğraşan, Azerbaycan başbakanlığının eski müsteşarı Musa Mehmedov’un öz kızı, Gülşen Mehmedov ile evli olan Mustafa Erkin Karaman, dün akşam saatlerinde Beykoz’a bağlı Soğuksu mahallesinde bulunan, imam nikahlı eşi Yağmur Ünal’a ait, Bengüsu Konakları evlerindeki ikametten çıktıktan 2 dakika sonra, düzenlenen pusu ile silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Karaman, ambulansla Beykoz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Alınan bilgilere göre yoğun bakımda olan Karaman’ın, kritik süreci atlattığı belirtiliyor.


Mustafa Erkin Karaman burada hastaneye kaldırılıyor
İstanbul Beykoz’ a bağlı Soğuksu mahallesinde 17.10.2018 saat 23:00 sularında meydana gelen olayda, Bengisu Evleri Sitesi’nde aracı ile ayrılan Mustafa Erkin Karaman’a ait araç seyir halindeyken, daha önceden geçiş güzergahına pusu atan ve eşkalleri belirlenemeyen şahıslar, araç ile temas kurar kurmaz adeta mermi yağdırdılar. Çok sayıda mermi isabet eden Karaman’ın kontrolündeki araç, önündeki araca çarparak durabildi. Sırt, karın, sol kol bölgelerinde mermi giriş çıkışları olan Karaman, olaydan dolayı ağır yaralanarak çevredekilerin yardımı ile Beykoz Devlet Hastanesi’ne yönlendirilerek, yoğun bakıma alındı. Musab Yasir Özen adlı kişinin kontrolünde olduğu düşünülen olayda: Aracın özellikle ön cam mahallinde, kafa hizasına yönelik camlarda çok sayıda mermi isabet alması dikkatlerden kaçmadı. Beykoz bölgesinde infial yaratan silahlı olaydan sonra, bölgeye çok sayıda polis ve olay yeri inceleme ekipleri yönlendirildi. Karaman’ın yaralandığı bölgeye şerit çeken Olay yeri inceleme polisleri, civardaki sigara izmaritleri ve çok sayıda kovan toplayarak çalışmalarını geç saatlere kadar sürdürdüler. Civarda ifadesi alınan görgü tanıklarına göre: “4 veya 5 şahsın şüpheli hareketlerde bulundukları ve maskeli olarak Lüks bir araç içerisinden inerek olay yerine pusu attıkları” anlaşıldı. Musab Yasir Özen tarafından saldırganlara, Karaman’ın aracı sokağa girer girmez giriş ve çıkışları kapatarak, araçların geçişlerini engellemesinin talimatı verildiği iddia ediliyor. Karaman’ın aracına mermi yağdıktan sonra, hızla olay yerinden kaçarak izlerini kaybettirdiler. Hastaneden aldığımız bilgilere göre, vücudundan alınan mermilerle kritik durumu atlatan Karaman’ın, sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Mustafa erkin karamana silahlı saldırı anı

Kanlı infazı gerçekleştiren saldırganlardan Ahmet Çimen, Meriç Atakan mısır, Şahin Kara organize şube polislerinin olay sonrası başarılı çalışması neticesinde düzenlenen operasyonla yakalandılar.

İstanbul Beykoz’daki kanlı infaz girişimi sonrası, şüpheli şahısların yakalanması için açık-kapalı istihbarat bilgilerini değerlendiren organize şubenin polisleri, Ümraniye ve Fikirtepe’de belirledikleri 2 ayrı adrese Özel Harekat Polislerinin desteği ile, Eş Zamanlı Operasyon düzenlediler. Yapılan operasyon da, adresler de çok sayıda uzun namlulu silah, uzi diye tabir edilen 3 adet otomatik silah ve çok sayıda Mermiyle, evlerde açılan kasalarda yaklaşık 300 bin dolar paraya el konuldu. Yakalanan şahıslardan Ahmet Çimen, Meriç Atakan mısır ifadeleri alınmak üzere organize şubeye, Sağlık raporları alındıktan sonra sevk edildi. Gecenin ilerleyen saatlerinde çalışmalarını derinleştiren polisler, 2–3 saat kadar kısa bir sürede yaklaşık 72 mobese kamera kaydını inceleyerek, bölgedeki tüm baz istasyonu HTS kayıtlarına erişmeleri neticesinde, yakalanan zanlıların tüm telefon konuşmalarını mercek altına aldılar. Şüpheli şahıslardan Ahmet Çimen ’in, Mustafa Erkin Karaman’ın eski ortağı Musab Yasir Özen ile sürekli yurtdışına giriş-çıkış yaptığın ve Özen’in özel şoförü olduğunu tespit eden emniyet mensupları operasyonu genişleterek, Musab Yasir Özen ‘in Florya’da bulunan ikametine ait villasına sabah saatlerinde, savcılıktan alınan özel kararla operasyon düzenlediler. Beraberinde 5 kişiyle yakalanan Musab Yasir Özen gözaltına alınarak, emniyete adam öldürmeye azmettirmek suçlamasıyla götürüldü. Evde yapılan aramada: çok sayıda silah, 7 adet çelik yelek, çeşitli pasaport ve tapu evrakları, duvar arkası termal kamera, sinyal kesici, 2 adet uydu telefonuna el konularak müsadere altına alındı. Zanlıların yapılan adli sicil sorgusunda: cinayet, kasten yaralama, öldürmeye teşebbüs, suç örgütüne üye olmak, taksirli cinayet, 6136’ya muhalefet, tehdit gibi suçlardan çok sayıda adli kaydı olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemleri biten 8 zanlı adliyeye tutuklanmaları talebiyle sevk edildi. Zanlılardan 3'ü tutuklanarak Cezaevine gönderildi.

Camda oluşan mermi izleri
submitted by haber-news to u/haber-news [link] [comments]


2019.01.15 21:49 fragmanlife Hayat Sarkisi dizisi konusu ve oyunculari

Hayat Sarkisi dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Mudanya yakınlarındaki Işıklar Köyü'nde doğup büyümüş olan Bayram ve büyürken tek arkadaşı olan kan kardeşi Salih, aralarındaki bir anlaşmazlığı tatlıya bağlamak için çocukları Melek ile Kerem’i küçük yaşta nişanlarlar ve çocuklar büyüyüp evlenme çağına gelene kadar da farklı şehirlerde yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.
İki çocuk sahibi olan Bayram, ailesi ile yerleşmiş olduğu İstanbul’da işlerini geliştirip büyük bir servete sahip olsa da verdiği sözü unutmaz. Genç oğlu Kerim’i üniversiteden mezun olduğu gün yanına alarak Işıklar Köyü'nde iki kızı, Hülya ve Melek ile yaşayan Salih’in kapısını çalar. Salih de verdiği söze sadıktır ve Bayram’ın gelişi ile çocukların düğün kararını kesinleştirirler. Oysa her iki ailenin çocukları geçen yıllar içerisinde kendilerine ait birer hayat kurmuş ve farklı sevdalara ve hedeflere yönelmiştir. Gençler kendi aralarında bu mecburi evlilikle ilgili kararlar alıp, buldukları çözümlerle rahatlasalar da; hiç hesaba katmadıkları Hülya’nın planları çoktan devreye girmiştir.
Yapım : Most Production Yapımcı : Gül Oğuz Uygulayıcı Yapımcı : Soner Güven Genel Koordinatör : Gülay Budak Mercan Yönetmen : Cem Karcı Senaryo : Mahinur Ergun Görüntü Yönetmeni : Aras Demiray Genel Sanat Yönetmeni : Emine İnan Sanat Yönetmeni : Pınar Yavuz Oyuncular : Burcu Biricik (Hülya), Birkan Sokullu (Kerim), Tayanç Ayaydın (Hüseyin), Ecem Özkaya (Melek), Ahmet Mümtaz Taylan (Bayram), Seray Gözler (Süheyla), Deniz Hamzaoğlu (Kaya), Pelin Öztekin (Zeynep), Deniz Altan (Bade), Aydan Taş (Nilay), Olgun Toker (Mahir), Almila Bağrıaçık (Filiz), Serap Önder, Pınar Hamzaoğlu (Ceylan), Sibel Melek Arat (Küçük Hülya), Taha Yusuf Tan (Küçük Kerim), Aden Duru Orak (Küçük Melek), Elif Sevinç (Küçük Nilay)
Ahmet Mümtaz Taylan Bayram Cevher
Ailenin başı. Becerikli, çok zengin bir madenci. Mudanya köyleri kökenli, hafif lehçeli, dediği dedik bildiğini okuyan tipik sert baba figürü. Heyecanlı, tutkulu, çapkın, aynı zamanda karısından çekinen, aile düzenine aşırı önem veren, evini de şirketlerini de mutlak bir hakimiyetle yöneten, çizginin dışına çıkan olunca köpüren , ailesi ile çatışmalar sertleşince kopma noktalarına gelmeden anında geri basan bir tip. Oğullarına aşırı düşkün, bunu onları kendisine körü körüne tabi etmeye çalışarak gösteriyor! Enerjik, sinirli, kolay parlayan ama kolay geri basan, hareketli ve girdiği yere anında hakim olan insanları avucuna alan, çok kızsa da elinden olmadan insanın sevdiği bir tip.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Ankara / 12.09.1965
EĞİTİM DURUMU : Hacettepe Üniversitesi - Tiyatro
Seray Gözler Süheyla Cevher
Bayram’ın eşi. Kerim ve Hüseyin’in anneleri. Mudanya zenginlerinden bir ailenin kızı. Bir tek ablası hayatta. Lise mezunu ev kadını. Çok alımlı. Kendi serveti de var, ancak kocasına çok saygılı ve geleneksel bir eş rolünde. Bayram’dan çok çekiniyor ama canına tak ettiğinde veya çocukları söz konusu olduğunda tavır koyuyor. Hamarat, yemek vs. konusunda master derecesinde bilgili. Çekinmeden girer, yemek yapar. Hizmetçilere çok hakim. Telaşe memuru çok heyecanlı, duygulu, sulu göz, sürekli kaygılı ve yüreği ağzında bir hayatı var kocası yüzünden. Tatlı bir kadın. Kalbi altın gibi. Dindar. Arada gelinlere yetkilerini acımasızca kullanır her kayınvalide gibi ve kendi hükmetme alanına kimse burnunu sokamaz. Şık giyinir.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Adana / 27.09.1961
EĞİTİM DURUMU : Mimar Sinan Üniversitesi - Tiyatro
Birkan Sokullu Kerim Cevher
Evin yakışıklı küçük prensi. Çok şımartılmış. Varlığın içine doğmuş, bilime meraklı, baba zoru ile Berlin’de maden mühendisliği okurken, birinci sınıf sonunda rotayı çevre mühendisliğine çevirmiş. Doğal hayat sever, masasını ve okumayı da çok sever, bilimsel alanda kariyer yapmaya kitaplar yazmaya odaklı. Bu tutkusuna engel olabilecek her şey sinirini bozuyor. 19. yüzyıl aristokrat adamları gibi yaşıyor. Aşk ilişkileri, teflon gibi üzerinden akıyor. Duygusal olarak derinlemesine bağlanmayı bilmiyor. Hülya ile anlaşmalı bir evlilik yapıyor ve ona duyduğu aşk ile öfke arasında gidip gelerek geçiyor yaşamı.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : İstanbul / 06.10.1985
EĞİTİM DURUMU : Maltepe Üniversitesi - Radyo - TV Programcılığı
Burcu Biricik Hülya Çamoğlu Cevher
Salih’in küçük kızı, Bayram’ın gelini, Kerim’in karısı. Kerim’e 8 yaşından beri aşık. Daha gençken yoksullukla bilenmiş, içi isyan ve öfke dolmuş. Hülya çok zengin ve yenilmez olmaya yemin etmiştir ve bu yolda ne gerekiyorsa yapacaktır. Çeşitli entrikalarla Kerim ile evlenmeyi başarır; ancak bu zoraki evlilik ona büyük acılar getirecektir. Çok zeki, çekici ve tehlikeli bir kadın. Kerim için nefes alır. Gözü kara bir aşk duyar kocasına.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Antalya / 04.05.1989
EĞİTİM DURUMU : Ege Üniversitesi - Arkeoloji
Tayanç Ayaydın Hüseyin Cevher
Büyük oğul. Çok güvenilir, zeki, yakışıklı, duygusal zekası da gelişmiş iyi eğitim almış; hem sahada hem teoride bilgisi olan bir iş adamı. Babasının projesi. Küçük yaşlarda hiçbir taviz verilmeden iş alanında yetiştirilmiş, sorumluluk verilmiş. Kendi yaşamını hep ikinci planda tutmuş, ailenin ve şirketin çıkarları için yaşamış. Zeynep ile evli bir çocukları var.
Ecem Özkaya Melek Çamoğlu
Hülya’nın ablası. Kendisini tüm ailenin annesi yerine koymuş. Annesi hastaymış ve erken ölmüş. Hülya’nın hayallerini desteklemiş, ikinci planda kalsa da içinde tutkulu ve hayat dolu bir kadın var. Güzel, derinlikli, çok becerikli, duygulu bir kadın. Kırda küçük bir lokantası var.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : İstanbul / 25.06.1988
EĞİTİM DURUMU : Maltepe Üniversitesi - Radyo ve Televizyon
Pelin Öztekin Zeynep Cevher
Hüseyin’in karısı. Babasının ve Bayram’ın çıkarları gereği eve gelin gelmiş. Eski bakan kızı. Biraz balıketi imiş, doğumdan sonra iyice kilo almış. Yüzü çok güzel... Hüseyin’e görür görmez çok aşık olmuş. Özel bir kolej mezunu, liseyi bitirip evlendiği için okumamış. Erkek egemen kuralları olan bir hayata uyum göstermekte zorlanmamış, zamanla iş kadını olma merakı gelişiyor. Hülya’yı ölümüne kıskanıyor, gizli gizli onun gibi olmak istiyor... Haset, arkadan iş çeviren, kendisini her konuda yiyip bitiren yorucu bir kadın. Kocasının sevgisizliğini seziyor ve mutsuz. İyi bir anne. Geveze ve çok meraklı.
Olgun Toker Mahir
Filiz’in eski sevgilisi, Hülya’nın tüm işlerini halleden adam. Serseri görünüşlü, uyuşturucu işinden ufak tefek soyguna kadar bulaşmadığı kalmamış. Hülya ile tanışınca düzenli bir işe kavuşuyor. Öl dese ölecek pozisyonda adamı oluyor Hülya’nın. Bunun altında aldığı iyi paranın yanı sıra kıza duyduğu büyük mesleki hayranlık var. Çok enerjik ve becerikli olabiliyor, zaman zaman çöküyor ve içkiye gömüyor kendisini.
Almila Bağrıaçık Filiz
Kerim’in eski sevgilisi, Mehmet’in biyolojik annesi. Almancı, orta halli bir Türk ailenin çok güzel kızı. Rahat tavırlı, vurdumduymaz biraz içkici, biraz rocker bir kız olarak yaşamını sürdürürken Hülya’nın yaşamına girmesiyle hem paraya hem daha büyük beklentilere kavuşur. Yavaş yavaş elindekiler yetmeyecek ve Hülya’ya sattığı çocuğunu kullanarak bela olacak. Kötü bir anne, değerlerini kaybetmiş bir insan. Maddi isteklerinin esiri.
Deniz Altan Bade Cevher
Tam bir vahşi olarak eve geliyor. Giyimi, tavrı isyankar. Bayram suçluluk duyguları ile sonradan babalık etme derdinde şımarttıkça şımartıyor kızı. Bade de çok güzel istismar ediyor. Höt deyince susan ama bildiğini okuyan tam bir küçük serseri. Okulda dikiş tutturamıyor. Nereye gitse orayı karıştıran sorun çıkartan uyumsuz ama sevimli bir tip.
Sınavlarını başarıyla tamamlayan Zeynep, Hülya tarafından çok zor bir operasyon için görevlendirilir. Bayram, Süheyla ile gittikçe kötüye giden ilişkisini kurtarabilmek için oğullarından yardım alır ancak çabaları yine hüsranla sonuçlanır. Ardı ardına gelen güzel haberlerle rahat bir nefes alan Cevher Ailesi'ni son derece sarsıcı bir sürpriz beklemektedir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 18:04 fragmanlife Ask ve Mavi dizisi konusu ve oyunculari

Ask ve Mavi dizisi konusu ve oyunculari Genel Hikaye Ali, otuzlu yaşlarında zengin bir ailenin oğludur. Ahmet adında bir adamı öldürdüğü için uzun yıllar hapis yatmıştır. Hapishanenin son yıllarında mektuplaştığı Mavi ile tahliye olduğu gün tanışır ve ikili hemen evlenmeye karar verir. Mavi'nin hapishanede onca insan içinde mektuplaşmak için kendisini seçmesi tesadüf değildir. Mavi, yıllar önce ölen Ahmet'in kardeşidir. Amacı bu olaydan sonra hayatlarının kâbusa dönmesine neden olan adamı bulup evlendikleri gece öldürmektir; ancak bilmediği bir gerçek vardır. Asıl katil, Ali'nin abisi Cemal'dir. Ali, Cemal'in karısı ve çocukları olduğu için suçu üstüne alarak yıllarca onun yerine hapis yatmıştır. Aslında Ali, nikah işlemleri sırasında Mavi'nin kimliğini görüp her şeyi anlamış; ancak aşkı için susmuştur. Düğün gecesi ise Mavi, Ali'yi bıçaklar. Ali ufak bir yarayla kurtulur ve birlikte yaşamak şartıyla Mavi'den şikâyetçi olmaz. Mavi her ne kadar karşı çıkmaya çalışsa da, ikili arasında imkansız bir aşk başlar.
Aşk ve Mavi
Burcu Kıratlı Mavi Güzel, hırçın ve bir o kadar da naif. Çok sevdiği abisini gencecikken kaybetmiş. Yetmezmiş gibi aile onurlarının da ayakalr altına alındığını görmek. Şimdi Mavi'nin amacı hem intikamını hem de yerlerde sürüklenen onurlarının hıncını almak. Bu yüzden abisinin katiliyle evlenecek kadar gözü kara. Ama büyük düşmanına aşık olmak Mavi'nin planlarını bozacak.
Keremcem Yaman Yaman aslında Fazıl Göreçki'nin gayrimeşru oğludur. Annesi Şükriye, Fazıl'ın evliliği tehlikeye girmesin diye hamile kaldıktan sonra kendisinden uzaklaşmıştır. Yıllar sonra Cemal'in babasını bir mezar başında görmesi ve Yaman ile yollarının kesişmesiyle hayatlarına girecek ve Göreçki ailesinde çok şey değişecektir.
Kenan Bal Fazıl Ali'nin babası. Geleneksel bir aile reisi, toprak ağası... Hala topraklarına toprak katma derdinde... Üç oğlundan en çok Ali'yi seviyor. Kendisinden sonra Göreçki ailesinin reisi olmaya layık onu görüyor. Tüm sertliğine rağmen merhametli bir yanı da var.
Cüneyt Mete Cemal Ali'nin abisi. Dışarıdan iyi bir oğul, iyi bir eş ve baba gibi görünse de kalbi buz gibi. Çıkarları önüne dikilen herkesi harcayabilir; bu vaktiyle onun suçunu üstlenip hapis yatan kardeşi bile olsa…
Ayşegül Ünsal Hasibe Mavi'nin annesi... Görgüsüz, para düşkünü, işini bilen, plancı bir kadın. Ne yapıp edip konağa, kızının yanına yerleşme derdinde...
Birgül Ulusoy Birgül Konağın kıdemli hizmetçisi. Becerikli, hamarat bir kadın. Her yerde gözü kulağı var. Konaktakileri ailesi bellediğini söylüyor ama yaşayamadığı gençliğinin kuramadığı yuvasının sorumlusu onlar Birgül'e göre. Ufak hainliklerle çıkarıyor o da hıncını.
Alayça Öztürk Safiye Cemal'in eşi. Kurnaz, politik bir kadın... Kocasına karşı onun kötü yanlarını göremeyecek kadar kör.
Osman Karakoç İlyas Ürgüp'te küçük ölçekli bir toprak sahibinin oğlu. Dürüst, gözüpek bir genç... Onun da Göreçkiler'le görülecek bir hesabı var. Bu arada Mavi'ye aşık olmaktan kendini alıkoyamaz.
Uğur Uzunel İsmet Evin küçük oğlu. Ali'yle Cemal'in gölgesinde kalmış, bir işe yaramayan, serseri bir tip. Ali Abi'sine olan duyguları hayranlıkla kıskançlık arasında gidip geliyor. Sevdiği kızın Ali'ye aşık olduğunu öğrenince iyice hırçınlaşacak.
Seda Akman Yüksel Karahan Yüksel, 30-35 yaşlarında güzel, alımlı bir kadın. Haris, kindar, acımasız bir karakteri var. Yetimhanede zor koşullarda büyümüş. Yirmili yaşlarının başında kendinden yaşça epey büyük, zengin bir adam olan kocasıyla evlenince bir nevi hayatı kurtulmuş. Kocası ölünce, onun yaptığı tefeciliğe devam etmiş. Aşk nedir bilmemiş, ta ki Ali'ye rastlayana kadar…
İpek Tuzcuoğlu Elmas 40'lı yaşlarında, alımlı, fettan bir kadın. Geçimini sağlamak için fal bakıyor, ihtiyaca göre büyü, muska yapıyor. Henüz hayatının baharındayken, besleme olduğu konakta tecavüze uğrar. Sevmediği bir adamla evlendirilip köye gönderilir. Yıllar sonra kocası öldüğünde eski hesaplar yeniden açılır. Göreçkiler'in konağına gelmesiyle de herkesin hayatını değiştirir.
Ali Düşenkalkar Mümtaz Mümtaz, Hasibe'nin kendi elleriyle başına sardığı bir 'aşk belası'dır. Ürgüp doğumlu, hem enine hem boyuna cüsseli, ama o cüssesiyle sevimliliği yarışan iri yarı adamlardan biridir. Gizli yetenekleri vardır, çok güzel yemek yapar. Özellikle kebap ustası ama elinden her yemek bir lezzet karnavalı olarak çıkar. Sevgili karısını erkenden kaybettikten sonra iki kızını büyütmüş, onları evlendirmiş ve başka şehirlere göndermiş, yumuşak huylu, aşka ve dostluğa susayan, "aile" huzurunu bulamayan gönül adamıdır. Şimdi Ürgüp'te emekli maaşıyla ve durgun yalnızlığıyla
Aşk ve Mavi 78. Bölüm özeti "Seni öldüreceğim Cemal! Ali'min katili sensin!"
Yaman'ın Mavi'ye yardıma koştuğunu öğrenen Yüksel deliye döner. Mavi'nin sevgilisini elinden almaya çalıştığını düşünmektedir. Yaman bu düşüncesine çok kızar ve Yüksel'den uzaklaşır. Yaman'ı kaybedeceğini düşünen Yüksel öfkesini Mavi'den çıkarmaya kararlıdır. Cemal, kendisine şantaj yapan Galip'i alt etmek için bir plan yapar. Planı başarılı olur ve Galip geri adım atar. Cemal, bir kez daha beladan sıyrıldığını düşünse de ölümcül bir hata yaptığını fark etmesi geç olmayacaktır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.01 12:56 haberpostaguvercini Reklam danışmanlığı yapan işinsanı Mustafa Erkin Karaman'a Beykoz'a bağlı Soğuksu bölgesinde kanlı infaz

Reklam ve organizatörlük işleriyle uğraşan, Azerbaycan başbakanlığının eski müsteşarı Musa Mehmedov’un öz kızı, Gülşen Mehmedov ile evli olan Mustafa Erkin Karaman, dün akşam saatlerinde Beykoz'a bağlı Soğuksu mahallesinde bulunan, imam nikahlı eşi Yağmur Ünal’a ait, Bengüsu Konakları evlerindeki ikametten çıktıktan 2 dakika sonra, düzenlenen pusu ile silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Karaman, ambulansla Beykoz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Alınan bilgilere göre yoğun bakımda olan Karaman'ın, kritik süreci atlattığı belirtiliyor.
Musab Yasir Özen
İstanbul Beykoz'a bağlı Soğuksu mahallesinde 17.10.2018 saat 23:00 sularında meydana gelen olayda, Bengisu Evleri Sitesi'nde aracı ile ayrılan Mustafa Erkin Karaman'a ait araç seyir halindeyken, daha önceden geçiş güzergahına pusu atan ve eşkalleri belirlenemeyen şahıslar, araç ile temas kurar kurmaz adeta mermi yağdırdılar. Çok sayıda mermi isabet eden Karaman'ın kontrolündeki araç, önündeki araca çarparak durabildi. Sırt, karın, sol kol bölgelerinde mermi giriş çıkışları olan Karaman, olaydan dolayı ağır yaralanarak çevredekilerin yardımı ile Beykoz Devlet Hastanesi'ne yönlendirilerek, yoğun bakıma alındı. Aracın özellikle ön cam mahallinde, kafa hizasına yönelik camlarda çok sayıda mermi isabet alması dikkatlerden kaçmadı. Beykoz bölgesinde infial yaratan silahlı olaydan sonra, bölgeye çok sayıda polis ve olay yeri inceleme ekipleri yönlendirildi. Karaman'ın yaralandığı bölgeye şerit çeken Olay yeri inceleme polisleri, civardaki sigara izmaritleri ve çok sayıda kovan toplayarak çalışmalarını geç saatlere kadar sürdürdüler. Civarda ifadesi alınan görgü tanıklarına göre: “4 veya 5 şahsın şüpheli hareketlerde bulundukları ve maskeli olarak Lüks bir araç içerisinden inerek olay yerine pusu attıkları” anlaşıldı. Saldırganlar, Karaman'ın aracı sokağa girer girmez giriş ve çıkışları kapatarak, araçların geçişlerini engellediler. Karaman'ın aracına mermi yağdıktan sonra, hızla olay yerinden kaçarak izlerini kaybettirdiler. Hastaneden aldığımız bilgilere göre, vücudundan alınan mermilerle kritik durumu atlatan Karaman'ın, sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi.
Kanlı infazı gerçekleştiren saldırganlardan Ahmet Çimen, Meriç Atakan mısır, Şahin Kara organize şube polislerinin olay sonrası başarılı çalışması neticesinde düzenlenen operasyonla yakalandılar.
İstanbul Beykoz'daki kanlı infaz girişimi sonrası, şüpheli şahısların yakalanması için açık-kapalı istihbarat bilgilerini değerlendiren organize şubenin polisleri, Ümraniye ve Fikirtepe'de belirledikleri 2 ayrı adrese Özel Harekat Polislerinin desteği ile, Eş Zamanlı Operasyon düzenlediler. Yapılan operasyon da, adresler de çok sayıda uzun namlulu silah, uzi diye tabir edilen 3 adet otomatik silah ve çok sayıda Mermiyle, evlerde açılan kasalarda yaklaşık 300 bin dolar paraya el konuldu. Yakalanan şahıslardan Ahmet Çimen, Meriç Atakan mısır ifadeleri alınmak üzere organize şubeye, Sağlık raporları alındıktan sonra sevk edildi. Gecenin ilerleyen saatlerinde çalışmalarını derinleştiren polisler, 2-3 saat kadar kısa bir sürede yaklaşık 72 mobese kamera kaydını inceleyerek, bölgedeki tüm baz istasyonu HTS kayıtlarına erişmeleri neticesinde, yakalanan zanlıların tüm telefon konuşmalarını mercek altına aldılar. Şüpheli şahıslardan Ahmet Çimen’in, Mustafa Erkin Karaman'ın eski ortağı Musab Yasir Özen ile sürekli yurtdışına giriş-çıkış yaptığın ve Özen'in özel şoförü olduğunu tespit eden emniyet mensupları operasyonu genişleterek, Musab Yasir Özen 'in Florya'da bulunan ikametine ait villasına sabah saatlerinde, savcılıktan alınan özel kararla operasyon düzenlediler. Beraberinde 5 kişiyle yakalanan Musab Yasir Özen gözaltına alınarak, emniyete adam öldürmeye azmettirmek suçlamasıyla götürüldü. Evde yapılan aramada: çok sayıda silah, 7 adet çelik yelek, çeşitli pasaport ve tapu evrakları, duvar arkası termal kamera, sinyal kesici, 2 adet uydu telefonuna el konularak müsadere altına alındı. Zanlıların yapılan adli sicil sorgusunda: cinayet, kasten yaralama, öldürmeye teşebbüs, suç örgütüne üye olmak, taksirli cinayet, 6136’ya muhalefet, tehdit gibi suçlardan çok sayıda adli kaydı olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemleri biten 8 zanlı adliyeye tutuklanmaları talebiyle sevk edildi. Zanlılardan 3'ü tutuklanarak Cezaevine gönderildi.
submitted by haberpostaguvercini to u/haberpostaguvercini [link] [comments]


2018.12.30 10:18 dedektifakademi BOŞANMA DAVALARI - EŞ TAKİBİ

Aldatan eşler için dedektif büroları; boşanma davaları öncesi delil toplama, eş takibi ve sanal takip hizmetleri vermektedir. Eşi tarafından aldatıldığını ve kendine yalan söylendiğini düşünen kişiler, olayın mahkeme nezdinde açığa çıkarılması ve bunun belgeleriyle ispatlanması için, özel dedektiflik bürolarıyla anlaşmaya varmakta ve eşini 24 saat boyunca takip ettirmektedir.

http://arastirmadedektiflik.tumblr.com/post/181426081913/es-takibi-bosanma-davalari
submitted by dedektifakademi to u/dedektifakademi [link] [comments]


2018.11.28 23:39 akunal reply

Tevbe 5: Bu ayetten şikayetiniz herhalde müşrikleri nerede bulursanız öldürün demesi. Bütün müşrikleri kastetseydi hak verirdim ama önceki ayetlere bakarsak sadece yapılan anlaşmaları bozan müşrikleri kapsadığını anlayabiliriz.
1: Allah ve Resûlünden, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere kesin bir uyarıdır.
2: (Ey anlaşmalarında durmayan müşrikler!) İşte size fırsat! Bu günden itibaren yeryüzünde dört ay süreyle istediğiniz gibi dolaşıp elinizden gelen her türlü hazırlığı yapın; fakat bilin ki, hiçbir şekilde Allah’a karşı koyamaz ve O’nun kudretinden kaçıp kurtulamazsınız. Hiç şüphesiz Allah, kâfirleri rüsvay edecektir.
3: Ve, Büyük Hac gününde Allah ve Rasûlü’nden insanlara bir duyurudur bu: Muhakkak ki, Allah’ın ve aynı zamanda O’nun Rasûlü’nün (anlaşmalarında durmayan) o müşriklerle hiçbir alâkası kalmamıştır. Fakat (ey müşrikler), eğer tevbe eder de mevcut tutumunuzdan vazgeçerseniz, bu elbette hakkınızda hayırlı olandır. Yok, yine yüz çevirmeye devam edecek olursanız, şunu iyi bilin ki, asla Allah’a karşı koyabilecek, O’ nun kudretinden kaçıp kurtulabilecek değilsiniz. (Ey Rasûlüm!) Küfürde ısrar edenleri pek acı bir azapla müjdele!
4: Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.
5: Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Maide 51: Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
Bu konuda Said Nursi’nin açıklamasını kullanacağım.
“Âyette geçen "Yahudi" ve "Hıristiyan" kelimeleri türevdir. Bu kelimelerin kaynağı ise “Yahudilik” ve "Hıristiyanlık"tır. Âyetteki hüküm türev üzerine bina edildiği için kâide gereğince Yahudi ve Hıristiyanlar, dinleri için, dinlerini yansıttıkları için sevilmez. Yahudilik ve Hıristiyanlık açısından onlarla dostluk kurmak ve onları sevmek haramdır. Öyleyse mühendislik, mucitlik, doktorluk, güzellik, yöneticilik gibi dinlerine ait olmayan diğer güzel ve meşru nitelikleri sevilebilir ve bu yönleriyle onlarla dostluk kurulabilir. Çünkü bu nitelikleri âyetin yasak kapsamı dışında kalır. Şayet âyet-i kerime şöyle buyursaydı, dostluk ve muhabbet onların bütün niteliklerini kapsardı: "Yahudi ve Hıristiyanların kendilerini dost edinmeyin!" Çünkü o zaman, dinlerine ait olsun veya olmasın, kendileriyle her bakımdan dostluk ve muhabbet yasak olmuş olurdu.”
Ayrıca islam tarihi boyunca Müslümanların Gayrimüslimler ile barış içinde yaşadığı bilinen bir gerçek.
Ahzab 37: Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.
38 : Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.
Bu ayetin inişi ve Hz. Muhammed’in Zeynep ile evliliğinin nedeni Araplarda cahiliye döneminden kalan bir törenin kaldırılmak istenmesidir. Töre gereği bir insan evlatlığının eşi ile evlenemezdi.
Olayın geçmişine baktığımızda Hz. Muhammed azad edilmiş bir köle olan evlatlığı Zeyd’i halasının kızı olan Zeynep ile toplumsal tabakaları yıkmak için evlendirmiştir. Ancak aradaki farktan dolayı evlilik yürümemiştir ve Zeyd Hz. Muhammed’e gelip boşanmak istediğini söylemiştir. Hz Muhammed ise “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyerek reddetmiştir ancak sonuç olarak Zeyd eşini boşamıştır. Gelen ayet üzerine de Hz. Muhamed Zeynep ile evlenmiştir ki cahiliye devrinden kalan adetin geçersizliği ispatlansın.
Hz. Muhammed'in Zeynep'in güzelliğinden etkilenip onu Zeyd'den boşayıp kendisine eş olarak alması tarzı asılsız iddialar var. Zeynep Hz. Muhammed'in zaten halasının kızıdır, isteseydi zamanında pekala kendine alabilirdi. Zaten Zeyd ile Zeynep'i tabuları yıkmak için kendisi evlendirmiştir.
Nisa 144:
139: Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
140: Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
141: Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
142: Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlar.
143: Münafıklar, küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu müminlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın.
144: Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Bu ayeti "körle yatan şaşı kalkar"a benzetebiliriz. Kafirler gibi olmamak için onlarla dost olmamanın nesi yanlış?
Maide 33:
27: Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):" Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder".
28: "Allah'a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim, ben âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım.
29: "Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budur".
30: Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.
31: Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.
32: Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
33: Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.
34: Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Allaha ve Resulüne karşı savaşıp fesat çıkaranlara neden ceza verilmesin? Zaten sonraki ayette tevbe edenleri cezadan hariç tutuyor. Bunların dışında 32. Ayeti es geçerek İslam öldürmeyi emrediyor demek çok da mantıklı olmaz.
Ali Imran 28:
28: Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri (işlerine vekil, müsteşar, başlarında idareci ve küfürleri sebebiyle) dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa (bilsin ki o), kaynağı Allah olan bir yol, bir sistem üzerinde değildir ve Allah’tan göreceği bir yardım ve sahiplenme de yoktur; ancak (hakim konumda bulunan) o kâfirlerden (dininize, toplumunuza, mukaddeslerinize ve canınıza gelecek önemli bir tehlikeden) bir şekilde korunmanız hali müstesna. Her halükârda Allah, sizi Kendisi’ne karşı gelmekten sakındırır. Ancak Allah’adır nihaî varış.
29: De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
Ayette müminlerin diğer müminleri bırakıp da İslam’a düşmanlığı apaçık olan kafirlerin emri altına girmelerinin, işlerini onlara bırakmalarının ve küfür noktasında onlarla dostluk kurmalarının, müminleri Allah’ın yolundan uzaklaştıracağını belirtmiş. Nisa 144 ile benzer bir ayet.
Nahl 75:
73: Ve (kendileri dahil herhangi bir varlığı) rızıklandırma adına göklerden ve yerden hiçbir şeyin mülkiyetine sahip bulunmayan, esasen böyle bir şeyi yapabilecek güçte de olmayan birtakım varlıklara mı ibadet ediyorlar?
74: Artık birtakım benzetmelerde bulunarak, temsiller, misaller getirerek Allah’a benzerler icat etmeyin. (Kendisini, Kendisi hakkındaki gerçeği ve başka her bir varlığın gerçek mahiyetini tam olarak ancak) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
75: Allah, (Kendisine kul olup başka her türlü kulluktan kurtulan gerçek hürlerle, Kendisine kulluğu bırakıp pek çok ma’budlar edinen ve böylece köle gibi hürriyetlerini teslim edenler arasındaki farkı açıklamak için) bir misal veriyor: Bir yanda, bir şahsın kölesi olup kendine ait bir yetkisi ve herhangi bir şey üzerinde tasarruf hakkı bulunmayan âciz bir adam; diğer yanda, tarafımızdan kendisine güzel ve bol rızık verdiğimiz ve bundan gizli açık infak eden (hür) bir adam: bu ikisi hiç bir olur mu? Bütün hamd, (insanları hür yaratan, hürriyetlerini korumak için kendilerine Din gönderen, bütün kâinatın hakimi ve mülkün yegâne sahibi) Allah içindir. Ne var ki, insanların çoğu bunu bilmezler (de, pek çok ma’bud edinip, onlara kölelikte bulunur ve dalkavukluk ederler).
Yetmiş beşinci ayetteki köle kavramı normal köle manasında olmayıp Allah’tan başkasına kul olan müşriklere ve dalkavuklara yapılan bir benzetmedir. Günümüzdeki bazı şeyhlerin müritleri veya reisin etrafındakiler gibi.
Nisa 34:
32: (Dünyada geçimlikler farklı farklıdır. Erkek veya kadın olmak da elinizde değildir. Dolayısıyla,) Allah’ın bazınıza bazınızdan daha fazla verdiği (makam, servet, fizikî cazibe gibi) dünyalıklar hususunda, (“Keşke bizim de olsaydı!”) şeklinde temennide bulunmayın ve (aranızda kıskançlığa düşmeyin; Allah’ın yaptığı paylaştırmaya da itiraz etmeyin). Erkekler için çalışıp kazandıklarından bir pay (ve işledikleri amellerden dolayı sevap veya günah) olduğu gibi, kadınlar için de çalışıp kazandıklarından bir pay (ve işledikleri amellerden dolayı sevap veya günah) vardır. (Bununla birlikte, mevcutla yetinmeyin; meşrû dairede ve Allah rızası istikametinde olmak kaydıyla, gayretinizi ve hedefinizi büyük tutup, çalışarak ve dua ile) Allah’ın lütf u kereminden isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilir ve her yaptığını bilerek yapar.
33: Annebaba ve diğer yakın akrabanın ölümlerinden sonra bırakacakları terike için vârisler belirledik. (Bu vârislerin terikede kendilerine verilmesi gereken belli hakları olduğu gibi,) yeminlerinizle aranızda mukavele akdettiğiniz kişilerin de haklarını verin. Şüphesiz Allah, her şeye (ve bu arada, yaptığınız her işe ve her anlaşmaya) hakkıyla şahittir.
34: (Sahip kılındıkları birtakım sıfatlar ve yüklendikleri vazife ve sorumluluk açısından erkeklik vasfına tam sahip bulunan) erkekler, kadınlar üzerinde koruyucu ve yöneticidirler. Bu, (yöneticilik ve koruyuculuk noktasında) Allah’ın bazı insanları bazılarından, (bu arada genellikle erkekleri de kadınlardan) daha kapasiteli yaratmasından ve bir de erkeklerin (mehir verme ve evin bütün masraflarını yüklenme gibi) mâlî sorumluluklarından dolayıdır. Gerçekten iyi kadınlar, Allah’a karşı itaatkâr, (meşrû çerçevede ve günahta olmamak kaydıyla) kocalarının hukukuna da riayet eden ve Allah nasıl gizli ve mahrem kalması gereken hususları koruyor ve onların açılmasına müsaade etmiyor ise, aynı şekilde (namuslarını, aile sırlarını, ailenin mal, şeref ve haysiyetini ve kocalarının hukukunu) bilhassa kimsenin görmeyeceği yerlerde ve kocalarının yokluğunda koruyan kadınlardır. Dikbaşlılığından yıldığınız kadınlara gelince: önce onlara öğüt verin; ıslah olmazlarsa, onları yatakta yalnız bırakın ve yine yola gelmezlerse (hafifçe) dövün. Eğer (Allah hakkı, aile fertlerinin eğitimi ve yetiştirilmesi başta olmak üzere, kendinize de ait meşrû isteklerinizde) size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep ve mazeret aramayın. Unutmayın ki Allah, mutlak yücedir aşkındır, mutlak büyüktür.
“Yine, kadın-erkek münasebetleri ve aile hukuku açısından bu çok önemli âyet, özetle şu gerçeklere parmak basmaktadır:
• Allah (c.c.), insanları bir ve her bakımdan birbirlerinin aynısı yaratmamış, hayatın gereği, meselâ toplumda iş bölümü ve meslek seçiminin esası olarak, herkese başkalarına göre bir noktada üstünlük vermiştir. Bunun gibi, her kadın ve erkek için aynı şekilde ve derecede olmamakla birlikte, genellikle bazı hususlarda kadınları erkeklerden daha üstün yarattığı gibi, bazı konularda ve bu arada idarecilik ve koruyuculuk hususunda da erkeklere kadınlar üzerinde bir mevki tanımıştır.
• Allah, kadınlara göre daha güçlü yarattığı, kendilerine daha üstün idare kabiliyet ve kapasitesi verdiği, bir de ailenin mâlî sorumluluğunu üzerlerine yüklediği için erkeği evde reis kılmıştır. Fakat bu reislik, mutlak bir hakimiyet değil, “Bir topluluğun efendisi, idarecisi, ona hizmet edendir.” hadis-i şerifinde ifade buyurulduğu üzere, hizmetini görme, bakım ve görünümünü yapma, sahip çıkma, koruma ve evin dirlik ve düzenliğini sağlama görev ve fonksiyonudur. Tabiî, “nimet ölçüsünde sorumluluk veya sorumluluk ölçüsünde nimet” kaidesince, bu görev ve fonksiyonu yerine getirmede, her idarecinin emretme ve itaat isteme yetkisi olacaktır.
• Aile fertlerinin terbiyesi, bilhassa bir âyet-I kerimede buyurulduğu üzere (Tahrîm Sûresi/66: 6), âhiretlerini kurtaracak şekilde dinî yönden yetiştirilmesi ve evin idaresi, dirlik ve düzeni öncelikle erkeğe ait ağır bir vazife ve sorumluluk olduğu için, erkek bunu yerine getirmede bir eğitimci gibi davranmak durumundadır. Kur’ân, kadınlarla ilgili olarak bu konuda erkeğe önce tavsiye, sonra yatakta ondan ayrı durma ve bu da işe yaramazsa hafifçe dövme şeklinde kademeli bir eğitim yolu göstermektedir. Son derece önemli olan bu husus, ne yazık ki bazı sözde kadın hakları savunucularınca tenkit edilmektedir. Halbuki bunun eğitim gayeli olduğu açıktır. İkinci olarak, dövülecek olan kadın değil, dikbaşlılık yapan, evde kendine düşen vazifeyi yerine getirmeyen, ahlâk ve maneviyatına önem vermeyip kendine zulmeden varlıktır. Üçüncü olarak, dövmenin derecesi hadis-i şeriflerle ortaya konmuş, yüze vurma yasaklanmış (Ebû Davud, “Nikâh”, 42), bunun bir son çare olduğu önemle vurgulanmış ve erkekler, bundan mümkün olduğunca sakındırılmıştır. Nitekim, âyette de hemen arkadan gelen ikaz bu yöndedir."
Bakara 223:
Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir, (onlara temiz tohum bırakır ve hasılat olarak nesil elde edersiniz;) o halde ekinliğinize dilediğiniz zamanda dilediğiniz biçimde varınız ve kendiniz için (ileriye dönük, geliri hiç tükenmeyecek hasılat) göndermeye çalışınız. (Her hususta olduğu gibi, kadınlarla münasebetinizde ve nesil yetiştirme konusunda da) Allah’a isyandan, O’nun koyduğu hükümlere riayetsizlikten sakınınız. Bilin ki, mutlaka O’nun huzuruna çıkacaksınız. (O’nun huzurunda görecekleri muameleden dolayı) mü’minleri müjdele.
“Âyet-i kerime, çok özlü ifadelerle, kadın-erkek beşerî münasebetlerdeki asıl maksadın şehveti tatmin değil, tenasül, yani çoğalma ve hayırlı nesiller yetiştirme olduğunu ihtar etmektedir. Şehveti tatmin, böyle bir netice için verilmiş, o neticeye götürücü, onu kolaylaştırıcı, nesil yetiştirmedeki zorluklara katlanılmasını sağlayan, hattâ onu zevkli bir meşgale haline getiren bir avanstır. Evlilikte, bunun yanısıra, daha başka âyetlerde ifade buyurulduğu üzere, eşlerin bilhassa günahlara karşı birbirlerine örtü olmaları, birbirlerini (mânen) güzelleştirmeleri, dertlerini ve sevinçlerini paylaşarak, kalbden kalbe sevgi ve saygı bağıyla birbirlerine hayat arkadaşlığı yapmaları gibi daha pek çok fayda ve hikmetler de vardır. Bu bakımdan, evlilikte en önemli unsur, bir önceki âyette geçtiği ve bir hadis-i şerifte de buyurulduğu üzere, eşlerin dindar olması, bunun yanısıra, bilhassa geçimde eşlerin birbirlerini aşağılamamaları, karşılıklı saygı ve anlaşma adına önemli bir faktör olarak, yine hadis-i şerifin parmak bastığı üzere, küfüv, yani (en azından kültür, bilgi, anlayış gibi hususlarda) belli ölçülerde de olsa denkliktir.”
Yapılan tarla benzetmesi bazıları tarafından kadına hakaret sanılıyor ama ‘tarla’ kelimesinde ne gibi bir sıkıntı var? Gayet de yerinde bir benzetme, eğer tarlana ve tohumuna düzgün bakarsan verimli mahsul elde edersin.
https://www.youtube.com/watch?v=iICeKNiDhVo
Nisa 3:
2: Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.
3: Himayenizdeki yetim kızlarla evlendiğinizde eğer haklarını gerektiği ölçüde gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bu takdirde, size helâl olup da arzu ettiğiniz başka kadınlardan iki, üç veya dört tanesiyle evlenebilirsiniz. Eğer, birden fazla hanımınız olur da aralarında (nafakalarını temin ve birlikte geceleme gibi, hukuki açıdan) adalet yapamamaktan korkarsanız, bu durumda bir tanesiyle veya elinizin altında bulunan cariyelerle yetinin. Böyle davranmanız, zulme ve haksızlığa meyletmemeniz için daha uygun, daha elverişlidir.
http://www.sonsuzlukkulesi.com/kuranda-cok-eslilik-cariye-kavrami/
“Bazıları bilgi noksanlığından, bazıları da kasıtlı olarak, İslâm’ı 4’e kadar kadınla evlenmeye müsaade ettiği için eleştirmektedir. Oysa bu eleştiriler, pek çok açıdan haksızdır. Şöyle ki:
• Birden fazla kadınla evlenme (çok eşlilik), bütün tarih boyu hemen hemen bütün insan topluluklarında görülen bir uygulamadır. Ahd-i Atik, onu yasaklamak şöyle dursun, Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın çok sayıda hanımları olduğundan bahseder (Samuel 2, 5: 13) İncil'de ise çok evliliği yasaklayan hiçbir ifade yoktur. Peder Eugene Hillman, Polygamy Reconsidered (Çok Eşliliği Yeniden Değerlendirme) adlı eserinde, “Yeni Ahid’in hiçbir yerinde tek evliliği emreden veya çok evliliği yasaklayan herhangi bir ifade yoktur” der. Kaldı ki, kendi zamanında Yahudi toplumunda çok evlilik uygulandığı halde, Hz. İsa buna ses çıkarmamıştır. Roma Kilisesi’nin çok evliliği yasaklaması, Kitab-ı Mukaddes’e dayalı bir yasaklama değil, tek kadınla evlenmeyi öngören, fakat metres ve fuhşa tolerans gösteren Greko-Romen geleneğine dayalı bir yasaklamadır. Kitab-ı Mukaddes, çok eşliliğe sınır getirmezken, Kur’ân bu uygulamayı 4’le sınırlandırmış, bunu emretmemiş, hattâ tavsiye etmemiş, sadece eşler arasında adaleti gözetme şartını da getirerek, bir izin, bir ruhsat olarak vazetmiştir.
• Her zaman için çok kadınla evlenmenin bilhassa gerekli olduğu şartlar, yerler ve dönemler vardır. İslâm, her şart, her dönem ve her yerde geçerli evrensel bir din olduğu için, böylesi şartların, yerlerin ve dönemlerin gerekliliklerini de göz ardı edemez. Meselâ, savaş zamanlarında kadın nüfus erkek nüfusu daima aşar. Amerika’nın Batılılar tarafından keşfinden sonra, Kızılderili toplumlarda erkek nüfus sürekli azalmış ve kadının çok itibarlı bir yere sahip olduğu bu topluluklarda bu problem, çok eşlilikle çözülmeye çalışılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’da evlenme ve çocuk sahibi olma çağındaki kadın nüfus, erkek nüfustan 7.300.000 fazla olup, bunların 3.300.000’i dul idi. Bilhassa savaş sonrası şartların ağırlığı altında ezilen kadınlar için en geçerli yol, bir erkeğin bakım ve koruması altına girmekti. Evet, bu şartlarda kadınlar, ya Kızılderili toplumlarıııda olduğu gibi ikinci veya üçüncü eş olarak nikâhlanacak veya İkinci Dünya Savaşı sonrası modern Batı’da görüldüğü üzere, özellikle galip kuvvetleri tatmin eden birer metres veya fahişe olmaya itilecekti.
• Sadece savaş şartlarında değil, normal durumlarda da kadın nüfusun erkek nüfusu aştığı dönemler olur. Meselâ, bugün ABD’de evlilik ve çocuk sahibi olma çağındaki kadın nüfus, erkek nüfustan 8-10 milyon daha fazladır (Hillman, 88-93). Bu durumda, bekâr kalma, kadınları öldürme, her türlü gayr-ı meşrû münasebeti serbest bırakma veya çok evliliğe müsaade etme dışında herhangi bir çözüm yolu yok ise, bunlardan hangisini tercih etmek daha İnsanî ve kadının şerefine yakışan bir yoldur? 1987 yılında Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nde bir öğrenci gazetesinin yaptığı ankete katılan öğrencilerin hemen hepsi, “Evlenme çağındaki erkek nüfusun az olduğu şartlarda, erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi kanunen meşru olmalı mı?” sorusuna “Evet” cevabı vermiştir. (J. Lung, Struggling to Surrender, 172)
• Bugün modern toplumlarda görülen bazı problemlerin çözümü yine çok eşlilikte yatmaktadır. Roma Katolikliği’ne bağlı Amerikalı bir antropolog olan Philip Kilbride, Plural Marriage For Our Time (Günümüzde Çok Eşlilik) adlı eserinde, çok kadınla evlenmeyi Amerikan toplumundaki bazı hastalıkların çözüm yolu olarak sunar. Ona göre, çok kadınla evlilik, çocukların çok menfî olarak etkilendiği boşanma hadiselerinin yol açtığı olumsuzluklara alternatif bir çözüm olabilir. (Kilbride, 118)
• Meselenin psikolojik boyutları da vardır. Meselâ Müslüman, Hıristiyan veya bir başka dinden yeni evlenmiş pek çok Afrikalı hanım, kendisini iyi bir koca olarak ispatlamış bir erkeğe ikinci eş olarak gitmeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Aynı şekilde pek çok kadın, gerek yalnızlıktan kurtulmak, gerekse işbirliği yapmak için evde ikinci, üçüncü bir eşi kabul etmektedir. (Hillman, 92-97) Meselâ, Nijerya’da 15-59 yaş arası kadınlar arasında yapılan bir ankete katıklıların % 60’ı çok eşliliği tasvip ederken, kırsal Kenya’da yapılan bir ankete katılan 27 kadından 25’i, bir erkeğin tek hanımı olmaktansa, birkaç hanımından biri olmayı tercih ettiğini belirtmiştir. (Kilbride, 108-109)
• Burada ilave edilmelidir ki, günümüz İslâm toplumlarıııda çok büyük oranda yaygın olan, tek kadınla evliliktir. Bu toplumlarda çok ka¬ dınla evlilik vakası, Batı toplumlarıııda evlilik dışı ilişkilerden çok daha az sayıdadır. Ünlü Amerikalı Hıristiyan vaiz Billy Graham, şöyle yazıyor: “Günümüzde Hıristiyanlığın çok evlilik konusunda uzlaşmaya gitmemesi, aleyhine bir durumdur. İslâm, birtakım sosyal hastalıklara karşı sınırları ve çerçevesi çizilmiş bir çare olarak çok evliliğe izin vermiştir. Hıristiyan ülkeler, tek kadınla evlilik şovu yapıyorlar ama, uygulamada hepsinde çok eşlilik var. Bugün kimse, Batı toplumlarıııda metreslerin oynadığı rolü bilmiyor. Bu noktada İslâm, temelden iffet, namus ve İnsanî fazileti koruyan bir dindir. Toplumun ahlâkî bütünlüğünü muhafaza etmek için çok kadınla evliliğe izin vermekle birlikte, her türlü gayr-ı meşrû ilişkiye de kapıları kapamaktadır.” (Abdürrahman Doi, Womarı in Shari ‘ah , 76)
• Bütün bunlardan sonra, hepsinden önemli olan şu husus bilhassa belirtilmelidir: “Tabiat”ta bitkiler ve hayvanlar dünyasında da görüldüğü üzere, evlilikten asıl maksat üremedir, çoğalmadır. Evlilik ilişkisinin verdiği lezzet, üremenin gerçekleşmesi adına bir avanstır. Bir kadın, ayın belli günlerinde ve genel olarak 50 yaşından sonra üremeye hizmet etmez. Buna karşılık erkek, ortalama 70 yaşma kadar, hattâ daha da öteye ve yılın her gününde üreme adına müsaittir. Şu halde, evliliği tek kadınla sınırlama, onu asıl maksadına hizmetten alıkoyma demektir. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği üzere İslâm, çok kadınla evlenmeyi emretmez, fakat yasaklamaz da. Onu bir izin, bir ruhsat olarak kabul eder ve evliliğin sebep olduğu, ailenin geçimi ve miras gibi konularda hukukî düzenlemeler getirmiş bulunmasının yanısıra, bu ruhsatı uygulamada manevî-ahlâkî kaideler de koymuştur (Şerif Muhammed’den özetle).
Köle-cariye meselesini değerlendirirken, aşağıdaki noktalar göz önüne alınmalıdır:
• İslâm, her şeyden önce, kölelik ve/veya cariyeliği getiren bir din olmayıp, kendisini bu uygulamanın uluslararası çapta ve en acımasız şartlarda sürdüğü bir ortamda bulmuştur. Yine her şeyden önce mesele, bir savaş hali ve savaş esirlerine nasıl muamele edileceği meselesidir. Kölelik, hattâ değişik ad ve usullerde cariyelik dünya toplumlarıııda daha düne kadar görülürken, İslâm, 14 asır öncesinden bu meseleye neşter atmıştır. Tarih içindeki Müslüman toplumlarda görülen ve tasvibi mümkün olmayan bazı uygulamalardan sorumlu olan İslâm değil, kendilerini İslâm’a nisbet eden insanlardır.
• Modern dünyada uluslararası hukukun tarihi birkaç asır öncesine gitmezken, İslâm, gerek savaş gerekse esirlere muamele ve daha başka uluslararası hukuk alanına giren meselelerde kaideler ve yasalar koymuş, öyle ki, 12 asır önce İmam Muhammed eş-Şeybanî, bu sahada Es-Siyeru'l Kebîr adlı eserini kaleme almıştır.
• İslâm, esir edilmiş kadınların da öldürülmesini yasaklarken, onları Müslüman aileler arasında dağıtmış, eğitilmeleri ve kendileriyle evlenme veya başkalarıyla evlendirilmeleri üzerinde hassasiyetle dumıuş ve evlenip de veya efendilerinden çocuk sahibi olanlara hür kadın statüsü tanımıştır. Ayrıca, hürriyetlerine kavuşturulmalarını şiddetle tavsiye etmiş, o kadar ki, Din’i uygulamada yapılan pek çok hatanın karşısına kefaret, yani o hatayı giderici ceza olarak köle veya cariye azad etmeyi koymuş, bunun büyük sevap getiren bir davranış olduğunu beyan buyurmuştur.
• İslâm, kadın olsun erkek olsun hiçbir ayrım yapmadan insana çok büyük değer ve şeref bahşetmiştir. Bu sebeple o, kadınları değerlendirirken, eğitimi, şahsiyeti ve karakteriyle gerçek İnsanî mertebeye yükselmiş kadınları muhsan(a) (korunmuş) kadınlar olarak ele almıştır. Manevî-ahlâkî, dolayısıyla gerçek İnsanî değerlerden yoksun ve kendisini tamamen fizikî bir nesne olarak gören ve takdim eden bir kadın, muhsan(a) bir kadın değildir. İslâm, her insanın, her kadının kâmil insan olmasını hedeflerken, bu seviyeye ulaşmaya öncelikle bir eğitim meselesi olarak bakmış ve bu eğitimin her kademesi içiıı ayrı kaideler koymuştur. Kısaca, kölelik-cariyelik konusunun eğitime ait ve psikolojik bir yönü de vardır.
• İslâm, hukuk alanında, hakim olduğu toplumdaki eski ve kendisine ters düşmeyen yasaları yerinde bırakır; bu yasalardaki yanlışlıkları tashih eder veya yeni yasalar koyar ve bütün bunları yaparken tedricî bir yol takip eder. O kadar ki, bazı kötülüklerin giderilmesi ve güzelliklerin yerleştirilmesi uzun bir zaman, eğer mesele bir toplumun değil, bütün toplumlarm meselesi, yani uluslarası bir mesele ise asırlar alabilir. İşte İslâm, kölelik ve/veya cariyelik meselesinin kökten çözümünü, meselenin bilhassa uluslararası hukuka ve münasebetlere ait yönü olması itibariyle, zamana ve insanlığın olgunlaşmasına bırakmıştır. “
Talak 4:
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
https://youtu.be/pBsTb04SpKg?t=42
Enfal 1:
(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Ganimetlerin taksimiyle ilgili bir surenin giriş kısmı, ayrıca mü’minlere ganimet için savaşılamayacağını asıl önemli olanın Allah’ın rızasının olduğu anlatılır. Buradan bütün malın Peygambere ait olduğu anlamı çıkarılamaz çünkü aşağıda vereceğim diğer ayetlerde zaten nasıl bir taksim yapılacağı açıklanmıştır.
Allah’ın savaşsız olarak onlardan alıp da Rasûlü’ne ganimet olarak bahşettiği mallara gelince –ki, siz o mallar için at da deve de koşturmadınız, fakat Allah, kimleri dilerse, onlar üzerinde rasûllerine hakimiyet verir. Allah, her şeye hakkıyla güç yetirendir. Allah’ın, fethedilen ülkelerin halklarına ait bulunup da savaşsız olarak Rasûlü’ne bahşettiği mallar, (beşte biri) Allah(’a ait olmak üzere Rasûl’ü) için, ayrıca Rasûl için, O’nun yakınları için, yetimler için, yoksullar için ve yolda kalmışlar içindir. Ki o mallar, içinizdeki zenginler arasında devredip duran bir servet haline gelmesin. Rasûl (o mallardan size ne verirse) onu hoşnutlukla alın (ve İslâmî bir hüküm olarak) size neyi getirip tebliğ ederse, onu kabul edin ve sizi neden men ederse ondan da geri durun. Allah’a gönülden saygı besleyin ve O’na karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki Allah, cezalandırması çok çetin olandır. (Bu ganimet malları, ayrıca) o fakir Muhacirlere aittir ki, onlar yurtlarından çıkarılmış, mallarından mahrum bırakılmışlardır; onlar, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk peşindedirler ve Allah’ın dinine ve Rasûlü’ne yardım etmektedirler. Onlar, (imanlarında ve üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirmede) gerçekten samimi ve sadıktırlar.
Enbiya 33:
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
“Yüzmektedirler” ifadesinden boşluğun aslında dolu olduğu çıkarılır. Elimizdeki bilgilere göre tabii ki de uzayda maddesel bir ortam yoktur, ancak orada mutlaka bir şeyler olduğuna ve ileriki tarihlerde keşfedileceğine inanıyorum.
Kainatın sudan yaratıldığına dair bir okuma parçası: http://www.yaklasansaat.com/evren/buyuk_patlama/buyuk_patlama.asp
Evrim:
Bir maymunun sonsuz zaman içerisinde rastgele tuşlara basarak günümüzdeki -insan hariç- her yönüyle hatasız işleyen dünyayı yaratmasına, hiç de inanasım gelmiyor. Ki insanın cüz-i iradesine bırakılmış eylemleri haricinde o bile kusursuz çalışıyor.
Yoktan koca bir evrenin oluştuğuna; yıldızların ve gezegenlerin kendi başlarına mükemmel bir şekilde hizaya girip yörüngelerine oturduklarına inanamıyorum. Cansız bir ortamdan nükleik asitlerin oluştuğuna, nükleik asitlerden bakterilerin, bakterilerden de günümüzdeki canlıların oluştuğuna da inanamıyorum.
Adem ve Havva'nin cocuklarinin ensest iliskileri aciklamasi daha mantıklı geliyor.
İŞTE 2 DAKİKADA EVRİMİ ÇÜRÜTEN O VİDEO!! , şaka şaka ama şu makaleyi okumanı tavsiye ederim:
http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilaevrim.asp
Fen lisesi ile de ispatlanamayan bir görüşü nasıl bağdaştırdığını anlamıyorum.
Kuran’ın çok anlamlı olması:
Bence belirsiz, yoruma açık demek doğru olmaz ancak çok anlamlıdır. Çünkü Kuran’da x hem doğrudur yem yanlıştır gibi bir şey ancak ayetin doğru yorumlanmaması ile ortaya çıkar. Kuran’ın gerek evrensel olması gerek de kendinden sonraki herkese hitap etmesinden dolayı ve de Allah’ın bir varlığı sadece tek bir sebeple yaratmamasından ötürü ayetlerde çok anlamlılık vardır. Mesela aile hukuku ile ilgili emir ve yasakları anlatırken aynı zamanda insanın fıtratına dair ipuçları da verebilir(salladım).
https://www.youtube.com/watch?v=3zQjFdYwwcY
Kutuplara yakın yaşayan insanlar dair:
“İslâm, ibadet vakitlerinin belirlenmesinde, her zaman, her yerde ve her seviyede insanın görebileceği işaretleri esas almıştır. Bu bakımdan, bilimsel ve teknik gelişmelere ve hesaplamalara, onlardan istifade edilse bile, mutlaka gerek duyulmaz. Bazıları, bu şekilde kutuplarda namaz vakitlerinin tesbit edilemeyeceği itirazında bulunmaktadırlar. Böyle bir itiraz, eksik coğrafya bilgisinden kaynaklanmaktadır. Gece ve gündüzlerin 6 ay kadar sürdüğü kutup bölgelerinde 24 saatlik zaman dilimi çerçevesinde sabah ve akşamın işaretleri o kadar açıktır ve bu işaretler o kadar düzenli görülür ki, halk buna göre yatma, kalkma ve diğer işlerini yapma vakitlerini kolayca ayarlayabilmektedir. Saatlerin yaygınlaşmadığı zamanlarda, Grönland, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde oturanlar, günün ve gecenin saatlerini ufukta beliren çeşitli işaretlere göre ayarlarlardı. Bu işaretler, kendilerine günlük programlarını düzenlemede yardımcı olduğu gibi, ibadet vakitlerini ve bu arada sahur ve iftar yemeklerini tesbit etmelerinde de yardımcı olurdu.”
Ayrıca Ra’d suresi 41. Ayete göz atabilirsin.
Allah neden tütün ürünlerini yasaklamamış:
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.
Ayette geçenlerin dışında herhangi bir şey konusunda helal/haram diyemeyiz. Ancak Kuran’da Allah’ın insana emaneti olan vücuda zarar verilmesi yasaklanmıştır.
Peygamberin eşleriyle ilgili kısımlar:
“Seks hayatına yer verme” ve “kac kariyla evlenmesi” konusunda açık konuşup ayet örneği verebilirsin çünkü bu konuda kullandığın üslup kadar ekstrem bir ayet hatırlamıyorum. Bir tek Ahzab 37 olabilir o da açıklandı. Peygambere ve eşlerine ait verdiği bazı örnekler vardır, bunlar diğer insanlar Peygamberi örnek alsın diyedir.
Peygamberin çok eşliliği → https://sorularlaislamiyet.com/peygamber-efendimizin-zevceleri-kac-tanedir-cok-evlenmesinin-hikmeti-nedir
Kuran, neden köleliği ve tecavüzü yasaklamıyor:
https://sorularlaislamiyet.com/islamiyetin-koleligi-kaldirmak-icin-tedbirler-aldigini-soylediniz-bu-tedbirler-nelerdir-kolelik-0
Nikahlı eşin dışında ilişkiye girmenin yasak olduğu bir durumda(zina) tecavüze nasıl yasak değil denilebilinir?
Kuran mealinde ‘düşün’ kelimesini arattım 124 sonuç çıktı. 124 kere düşün kelimesinin geçtiği bir kitabın dinine nasıl beyne ihtiyaç yoktur dersin?
Saygılar.
submitted by akunal to u/akunal [link] [comments]


2016.06.04 14:10 houseofcards79 Sarraf New Yorklular için tehdit

Sarraf New Yorklular için tehdit
17 Aralık’ın kilit ismi Sarraf’ın serbest bırakılıp bırakılmayacağı haftaya belli olacak. Savcı Bharara, Sarraf'ın bırakılmasının ‘toplum güvenliğini tehdit edeceği’ görüşünde. Savcıya göre Sarraf ev hapsine çıktığında kaçabilir, ortadan kaybolabilir
New York’ta tutuklu bulunan Rıza Sarraf’ın kefalet duruşması önceki gün gerçekleşti. Yaklaşık iki buçuk saat süren duruşmada Sarraf’ın 50 milyon dolarlık kefalet talebiyle ilgili karar çıkmadı. Hakim Richard Berman, kararını bir hafta içinde, yeni bir duruşma olmaksızın açıklayacak. Berman, 16 Haziran’da yapılacağı açıklanan davada takvim belirleme oturumundan önce tarafların 7 Haziran’da saat 11.00’da bir araya gelmelerini ve planlama amaçlı bir öngörüşme yapmalarını istedi. Başsavcı Preet Bharara duruşmaya katılmadı. Duruşmayı Türkiye’den ve ABD’den çok sayıda basın kuruluşu izledi. Yerel saatle sabah saat 10.00’da başlaması gereken duruşma ertelenerek, 13.00’a alındı.
Salondakilerle göz teması kurdu Sarraf, duruşma salonuna 27 Nisan’daki ilk duruşmada olduğu gibi lacivert üniforma içinde, ayakları zincirli şekilde getirildi. Duruşmayı Türkçe tercüman eşliğinde can kulağıyla dinlediği, ilk duruşmadan farklı olarak zaman zaman izleyicilere dönerek, göz teması kurduğu gözlendi. Hakim Richard Berman oturumu açarken yaptığı konuşmada, gazetecilerin ofisini sıklıkla arayıp yorum istediğini, ancak bunun işleyiş açısından “çok hatalı” olabileceğini, kendisinin ancak tüm taraflar salondayken açıklama yapabileceğini belirtti. Savcı Bharara, Mahkeme’ye sunduğu kefaletin reddedilmesi yönündeki görüşünde, Sarraf’ın, Avukat Brafman’ın aksine İngilizce konuşup anlayabildiğini ifade etmiş, Avukat Brafman’ın, Sarraf’ın yalan beyanlarının İngilizce’sinin söz konusu soruları anlayacak düzeyde olmadığı iddiasına karşı çıkmıştı. İlk duruşmada, Sarraf, duruşmanın yarısında tercümanı dinlediği kulaklığı, anladığını söyleyerek çıkarmak istemişti. Dünkü duruşmayı ise Türkçe tercümandan can kulağıyla dinledi.
Başarılı bağımsız eş! Avukat Benjamin Brafman’ın savunması yaklaşık 1 saat sürdü. Kefalet talebi eşliğinde Mahkeme’ye sunduğu iddialarını detaylandırarak tekrarladı. Brafman, birkaç kere Sarraf’ın “5 yaşında bir kız çocuğunun babası” olduğu ve eşinin “ünlü şarkıcı olduğu” vurgusu yaptı. Avukat Sarraf’ın eşi Ebru Gündeş’i, “Çok başarılı ve bağımsız” diye tanımladı. Sarraf’ın eşi ve çocuğuyla Disney World’e gitmek için geldiği Florida’da tutuklandığının altını çizdi. Sarraf’ın toplum güvenliğini tehdit edecek bir suç işlemediğini söyledi. Avukat Brafman, Sarraf’ın kefaletle ev hapsine mahkûm edilmesi durumunda, Manhattan’da binanın 15. katında tutulan, bir dairede kalacağını söyledi. Ancak dairenin adresini “gazetecilerin dairenin önüne kamp kurmalarını” istemediği için gizli bir mektupta Hakim’e sunduğunu belirtti. “New York Times ya da başka birileriyle kavga etmek istemiyorum” dedi.
Silahlı güvenlik risk oluşturur Bu daire ünlü güvenlik şirketi Guidepost Solutions tarafından korunacak. Brafman, şirketin şimdiden dairede yapmaya başladığı çalışmaları detaylı şekilde anlattı. Brafman, Sarraf’ın kalacağı dairede avukatlarıyla görüşme yapmak için uygun bir oda da ayırılacağını belirtti. Savcılık makamının ev hapsinden kaçabileceğini söylemesi üzerine ise, Brafman, “hiçbir sistem mükemmel değildir” yanıtını verdi. Yine savcılık makamı, Sarraf’ın kalacağı daire önünde silahlı güvenlik görevlilerinin görev yapacak olmasının, toplum güvenliğini tehdit edeceği görüşünde. Öte yandan ne kadar korunursa korunsun Sarraf’ın kalacağı daireden kaçabileceği, ortadan kaybolabileceği iddiasını savunuyor. Avukat Brafman ise güvenlik koşulların Hakim Berman’ın talepleri doğrultusunda yönlendirilebileceğini belirtti.
Farsça okuyup yazabiliyor Avukat Brahman, Sarraf’ın e-posta kutusunda bulunan “ekonomik cihada” hazır olduğuna dair, imzalanması için hazırlanmış e-postayı, Sarraf Farsça okuma yazma bilmiyor, o yazmış olamaz, diye savunmuştu. Savcılık makamı ise önceki gün Mahkeme’ye Sarraf’ın telefonu ve bilgisayarından Farsça bildiğini ve Latin harfleriyle Farsça yazabildiğini tespit ettiklerine dair kanıtlarının olduğunu belirtti. Sarraf’ın aynı şekilde cep telefonunda İngilizce yazışmaların da olduğunu sözlerine ekledi.
Suç şebekesini yönetiyor Sarraf’a “ABD’nin finansal ağına erişmeyi sağlayan bir şebekeyi yönettiği” suçlamasını yönelten Savcılık makamı, Sarraf’ın kefaletle salıverilmesi talebiyle ilgili olumsuz görüşünü yineledi. ​ Avukat Brafman: Memnunum! Avukat Benjamin Brafman, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, “Duruşmanın gidişatından ve hâkimin bize savunma imkânı vermesi dolayısıyla memnunum, Hâkim’in kararını bekleyeceğiz” demekle yetindi.
Ömür Şahin Keyif
Kaynak: http://www.birgun.net/haber-detay/sarraf-new-yorklular-icin-tehdit-114695.html
submitted by houseofcards79 to Turkey [link] [comments]


2013.08.28 05:47 burakkorun Nuri Bilge Ceylan kimdir?

Yönetmen, senarist ve fotoğraf sanatçısı olan Nuri Bilge Ceylan 26 Ocak 1959 yılında İstanbul, Bakırköy'de doğdu. Çocukluğunu babasının memleketi olan Çanakkale, Yenice'de geçirdi. O yıllarda Yenice'de lise olmadığı için lise yıllarında ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı.
Bakırköy'de devlet lisesindeki eğitiminin ardından önce 1976 yılında, İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'ne girdi. O yıllardaki siyasi olaylar ve karışıklıklar nedeniyle okulu tamamlayamadı.
1978 yılında tekrar üniversite sınavına girdi ve bu kez Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'nü kazandı ve bitirdi. Mezuniyetinden sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde 2 yıl sinema eğitimi aldı.
İlk sinema filmi "Koza" isimli kısa film oldu. 1993 yılında yaptığı bu ilk işiyle çeşitli festivallere katılarak adından söz ettirdi. Sonra Koza'nın devamı sayılabilecek üç uzun metrajlı film geldi; Kasaba (1997), Mayıs Sıkıntısı (1999) ve Uzak (2002).
Bu filmlerde Ceylan'ın eş, dost gibi yakınları oyunculuk yaptı ve diğer tüm işleri kendisi halletti. İlk filmi olan 1997 yılında çektiği "Kasaba" üç bölümlük bir otobiyografiydi. 1999 yılında da "Mayıs Sıkıntısı" filmini yaptı.
Yönetmenin üçüncü filmi olan "Uzak" 2002 yılında çekildi. Bu film 56. Cannes Film Festivali’nde önce "Altın Palmiye Ödülü"nü ve "Büyük Jüri Ödülü"nü aldı. Başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve filmin çekilmesinden kısa bir süre sonra trafik kazasında vefat eden Mehmet Emin Toprak'a "En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ paylaştırılarak verildi.
"İklimler" Ceylan'ın 4. filmi oldu. 2006'da çekilen bu filmde Nuri Bilge Ceylan ve eşi Ebru Ceylan başrolleri paylaştılar. Ayrıca bu film Ceylan'ın görüntü yönetmenliğini yapmadığı tek filmi oldu.
Son çektiği film olan "Üç Maymun" 2008 yılında yapıldı. Film 2008 Cannes Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen Ödülü"ne layık görüldü.
Aldığı önemli ödüller
Az sayıda filmine rağmen birçok ödül alan Nuri Bilge Ceylan, özellikle yurtdışı festivallerinde kazandığı önemli ödüller ile adını dünya çapında duyurdu. Aldığı önemli ödüllerden başlıcaları şunlardır;
submitted by burakkorun to aktuel [link] [comments]


CAN YÜCEL-Bir Eşi olmalı insanın (ŞİİR) - YouTube Türkiye'nin ilk eşcinsel düğünü: Ekin ile Emrullah - YouTube Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Demirtaşın eşleri bir arada… O Ruh Eşin Mi?(Parapsikoloji) Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu'nun Eşleri Demirtaş'ın eşini ziyaret etti siz ne düşüyorsunuz? 3+1 SÖZLEŞMELİ EŞ TAYİNİ İsmail Küçükkaya Ve Eski Eşi Eda Demirci Hakkında Tüm ... Barış Özkırış - Karma ve Ruh Eşi Kavramı Semineri Eşini test et yarışması 24 06 2013 HD

İşte İlyas Salman’ın 45 yıllık eşi

  1. CAN YÜCEL-Bir Eşi olmalı insanın (ŞİİR) - YouTube
  2. Türkiye'nin ilk eşcinsel düğünü: Ekin ile Emrullah - YouTube
  3. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Demirtaşın eşleri bir arada…
  4. O Ruh Eşin Mi?(Parapsikoloji)
  5. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu'nun Eşleri Demirtaş'ın eşini ziyaret etti siz ne düşüyorsunuz?
  6. 3+1 SÖZLEŞMELİ EŞ TAYİNİ
  7. İsmail Küçükkaya Ve Eski Eşi Eda Demirci Hakkında Tüm ...
  8. Barış Özkırış - Karma ve Ruh Eşi Kavramı Semineri
  9. Eşini test et yarışması 24 06 2013 HD

Herkese yeniden merhaba arkadaşlar! Bu videoda İkiz Ruhlar/Eş Ruhlar ve İkiz ya da Eş Ruhunuzu nasıl anlarsınız bu konulardan bahsettik umarım seversiniz. Videomda verdiğim Şems-Mevlana ... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve HDP Eş Genel Başkanı ... Eş Tayini Olduktan Sonra 3+1 Süresinin Sıfırlanıp Sıfırlanmadığına Değindik. Sizlerde Videomuzu Beğenip, Yorum Yaparak Bizlere Destek Olabilirsiniz. Bilgi Güçtür Paylaşıldıkça ... Brezilyada yayınlanan dünyaca ünlü eşini test et yarışmasını artık sizlere günlük paylaşacağım. Brezilyanın eşini test et yarışmasında gizli kamerayla izlene... Türkiye'nin ilk eşcinsel düğünü Ekin ve Emrullah'ın videosunun tamamı, düğün fotoğrafları ve röportajları etkinlik blogunda! http://bit.ly/1pdFdTI ... Moda Deniz Kulübü, Karma ve Ruh Eşi Kavramı Semineri'mizden küçük bir kesit. Category ... EŞ RUHLAR, İKİZ RUHLAR, RUH EŞİ VE KARMİK EŞLER ÜZERİNE BİR SOHBET - Duration: 8:37. Yine bir şiir faslı... Bu fasılda; Can Yücel'den olmalı dedirtecek bir eş tarifi... Bir eşi olmalı insanın... Can Yücel Şiirleri İçin; https://www.youtube.co... Magazin Noteri'nin 92. Bölümü'nde Fox TV'nin başarılı haber spikeri İsmail Küçükkaya ve eski eşi Eda Demirci'nin ayrılık sürecini konuştuk. Eda Demirci hakkı... Eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul’da, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve İstanbul Belediye Baş...